DPOz9U. Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Şiir Koleksiyonu, Şiir Antolojisi > Şiir Dinletisi İçin Seçilmiş Uygun Şiirler BAYRAK ARİF NİHAT ASYA ŞİİR DİNLETİSİ İÇİN SEÇİLMİŞ UYGUN ŞİİRLER Ey Mavi Göklerin Beyaz Ve Kızıl Süsü Kız Kardeşimin Gelinliği, Şehidimin Son Örtüsü, Işık Işık, Dalga Dalga Bayrağım, Senin Destanını Okudum, Senin Destanını Yazacağım. Sana Benim Gözümle Bakmayanın Mezarını Kazacağım. Seni Selamlamadan Uçan Kuşun Yuvasını Bozacağım. Dalgalandığın Yerde Ne Korku, Ne Keder Gölgende Bana Da, Bana Da Yer Ver. Sabah Olmasın, Günler Doğmasın Ne Çıkar Yurda Ay Yıldızının Işığı Yeter. Savaş Bizi Karlı Dağlara Götürdüğü Gün Kızıllığında Isındık bilgi Dağlardan Çöllere Düşürdüğü Gün Gölgene Sığındık. Ey Şimdi Süzgün, Rüzgarlarda Dalgalı; Barışın Güvercini, Savaşın Kartalı Yüksek Yerlerde Açan Çiçeğim Senin Altında Doğdum, Senim Altında Öleceğim. Tarihim, Şerefim, Şiirim Her Şeyim; Yeryüzünde Yer Beğen; Nereye Dikilmek İstersen, Söyle, Seni Oraya Dikeyim... “ŞİİR DİNLETİSİ İÇİN SEÇİLMİŞ UYGUN ŞİİRLER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu Çok saolun tam istediğim gibi ->Yazan Bilge 1. **Yorum** ->Yorumu çok teşekkür ederim benim şiir dinletisi proje ödevim var bunu ezberlicem ->Yazan melike >>>YORUM YAZ<<<
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, - ü redif , - sü tam kafiye Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! - ü redif , - sü tam kafiye Işık ışık, dalga dalga bayrağım, -ım redif , -ağ tam kafiye Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Sana benimle bakmayanın -n yarım kafiye Mezarını kazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Seni selâmlamadan uçan kuşun -n yarım kafiye Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… -er tam kafiye Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar, Yurda ay yıldızın ışığı yeter! Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün, Kızıllığında ısındık. Dağlardan çöllere düşürdüğü gün, Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı, Barışın güvercini, savaşın kartalı, Yüksek yerlerde açan çiçeğim! Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim! Yeryüzünde yer beğen, Nereye dikilmek istersen Söyle, seni oraya dikeyim! Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Anlam Açıklaması Evet, kuşkunuz olmasın, bu şiir bir aşk şiiridir. Aşk şiirleri sadece karşı cins için yazılmaz ki… Allah aşkı; hürriyet, vatan, evlât aşkı… Hepimiz biliriz ki klasik anlamda aşk şiirlerinde iki varlık vardır Gül ile bülbül, yani âşık ile maşuk veya seven ve sevilen… Kısaca şairin kendisi, yani ben’i; bir de karşı cinsten biri… Yani sen… Aşk şiirlerinde sen-ben ilişkisi şiir boyunca devam eder. Şair sürekli olarak sevgilisinden, onun güzelliklerinden söz açar. Bu arada sevdiğini yüceltirken sevdasının ne denli derin olduğundan dem vurur. Bu tür şiirlere üçüncü bir şahıs asla giremez. Sözgelimi şair “pembe panjurlu bir evden ve o evde hep birlikte yaşayacakları yeşil gözlü çocuklarından” söz etmez veya dizelerinde annesinin de o sevgilinin güzelliğine hayran kalıp babasından isteyeceği gibi komik ifadelere hiç yer vermez. Kısaca aşk şiirlerinde sadece sen ve ben vardır. Bu ikiliye zaman zaman tabiat da misafir olur. Fakat tabiat, aşk şiirlerinde duygusallığı tamamlayan ve şairin hislerini ifadeye yardımcı olan bir araç gibidir. Haşim’in dediği gibi “Sen ve ben ve maî deniz / Ve bu akşam ki lerzesiz / Sessiz…” İşte “Bayrak” şiirine aşk şiiri dememin sebebi budur. “Sen, senin, sana” şeklindeki ikinci tekil kişi zamiri, şiirin tamamında sekiz defa kullanılmıştır. Ayrıca “istersen, destan, gölgen, süzgün, beğen” gibi sözcükler ses benzerliği yönünden “sen” zamirini çağrıştırmaktadır. Bundan başka dikkat edilirse yirmi altı dizelik bu şirin sekiz dizesine “senin, seni, sabah, savaş, senin, senin, söyle” sözcükleriyle başlıyor şair. Böylece şiire hâkim sesi belirlemiş oluyor Sen’in s’si… Şiire hâkim diğer sözcük de “ben”dir ve dolayısıyla hâkim ses de ben’in m’sidir. Şimdi diyeceksiniz ki eserin tamamında “benimle, bana, bana” olmak üzere üç defa kullanılan bir sözcük şiire nasıl hâkim öğe olur? Ayrıca “ben” zamirinde “m” sesi yok ki… Bu ne saçmalıktır? Anlatayım Türkçenin henüz kişi ve iyelik eklerinin oluşmadığı eski devirlerinde bu ekler yerine “ben, sen, biz” gibi zamirler kullanılıyordu. Mesela gelmek fiilinin şimdiki zaman kipindeki birinci ve ikinci tekil kişi çekimleri şöyleydi Gele yorır men geliyorum, gele yorır sen geliyorsun… Örneklerden anlaşıldığı gibi bayrak şiirinde kullanılan “kardeşim, şehidim, bayrağım, okudum, yazacağım, benim, kazacağım, bozacağım, çiçeğim, doğdum, öleceğim, tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim, dikeyim” kelimelerindeki “-m, -im” biçimindeki birinci kişi iyelik ve kişi ekleri aslında “ben” zamiridir. Şiire hâkim sözcük “ben”dir ve hâkim ses de “m”dir derken bunu kastediyoruz. Daha önce şiirin sekiz dizesinin “sen” zamiriyle başladığını söylemiştik. Şimdi de dokuz dizesinin “ben” zamiriyle, yani bu zamirin bulunduğu birinci kişi ekleriyle bittiğini söylüyoruz. İşte bu özelliklerden dolayı bu esere “bir aşk şiiri” diyoruz. Peki, şimdi biz de oturup yüz kelimelik bir şiir yazsak ve elli defa “sen-ben” desek aşk şiiri yazmış olur muyuz? Elbette ki hayır… Yazdıklarımızda bir manzumenin şiir olmasını sağlayan sağlam bir kompozisyon; özgün bir anlatım, ilginç benzetmeler, zengin çağrışımlar; şairane hayaller ve ahenk öğeleri yoksa o eser bir kelimeler yığını olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Şair, aşk şiirlerinde olduğu gibi sevdiği varlığı, yani bayrağı eserin ilk dizesinden son dizesine kadar yüceltmekte ve onun güzelliğini övmektedir. Bayrak; şairin tarihidir, şerefidir, şiiridir, kısaca her şeyidir. Çünkü o, bayrağın altında doğmuştur ve yine bayrağının dibinde ölecektir. Arif Nihat, bayrağı göklerin “kızıl ve beyaz süsü” olarak niteler. Onu; saflığın, masumiyetin ve manevî temizliğin simgesi olan beyaz renginden dolayı kız kardeşinin gelinliğine benzetir. “Şehidin son örtüsü” benzetmesi ise şairane bir buluşla hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılmıştır. Bilindiği gibi şehitler, cenazelerinin üzerine bayrak örtülerek defnedilir; bu, gerçek anlamdır. Mecazî olarak ise bu benzetme, bayrağımızdaki kırmızı renkten dolayı al kanlara bulanıp vatan toprağına düşerek şehit olan Mehmetçikleri hatırlatır. Şiirdeki harika benzetmelerden biri de bayrağın “yüksek yerlerde açan bir çiçek” olarak vasıflandırılmasıdır. Bu söz grubu da hem gerçek hem de mecaz anlamlıdır. Gerçek anlamlıdır çünkü bayrağımızın hep gönderde dalgalanmasını arzularız ve onu mümkün olduğu kadar yüksek yerlere dikmek isteriz. Mecaz anlamlıdır; çünkü o, hürriyetimizin ve bağımsızlığımızın sembolüdür; bu nedenle kutsal bildiğimiz değerlerimizin başında gelir. Ayrıca o bizim gözümüzde hiç kimsenin koparamayacağı yüksek yerlerde açan bir çiçek kadar güzeldir. Şiirdeki diğer güzel benzetmeler ise bayrağın “barışın güvercinine” ve “savaşın kartalına” benzetilmesidir. Bu iki benzetme milletimizin iki karakter özelliğini çok başarılı şekilde ortaya koymaktadır. Gerçekten de biz barış zamanlarında asla saldırgan olmayan, diğer milletlerin haklarına ve inançlarına saygı gösteren bir milletiz. Fakat bu özelliğimiz pısırık ve korkak olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü savaş zamanlarında bir kartal gibi güçlü, hızlı, cesur, yırtıcı ve mücadeleci bir tutum sergilemişizdir. Akif’in dediği gibi “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum / Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum” Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Teması Ana fikir bayrak Yardımcı fikir Bayrak sevgisi Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin Ölçüsü Serbest nazım. Şiirde belirli bir ölçü kullanılmamış. Bayrak Şiirinin Kafiye ve Redifleri Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, - ü redif , - sü tam kafiye Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! - ü redif , - sü tam kafiye Işık ışık, dalga dalga bayrağım, -ım redif , -ağ tam kafiye Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Sana benimle bakmayanın -n yarım kafiye Mezarını kazacağım. , -ım redif , -ağ tam kafiye Seni selâmlamadan uçan kuşun -n yarım kafiye Yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… -er tam kafiye Gölgende bana da, bana da yer ver! -er tam kafiye ....... Arif Nihat Asya'nın Hayatı Edebi kişiliği ve Eserleri 7 Şubat 1904- 5 Ocak 1975 Şair, Çatalca'nın İnceğiz köyünde doğdu. Balkan Savaşı'nın sonunda İstanbul'a geldi. Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde okudu. Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi'nde iken Bolu Sultanîsi'ne, buradan Kastamonu Sultanîsi'ne geçti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Darulmuallimîn-i Âliyyesi'ne girdi. Buraya bağlı olarak Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi 1928. 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak Meclis'te bulundu. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs'ta öğretmenlik yaptı. 1962'de emekli oldu. Ankara'da öldü. ESERLERi DUALAR ve AMiNLER Çeşitli şiirlerden oluşmuştur. KÖKLER ve DALLAR Çeşitli şiirlerden oluşmuştur. BiR BAYRAK RÜZGAR BEKLiYOR Çeşitli şiirlerden oluşmuştur.
Sayfa İçeriği Asker Sözleri Damar, Kısa Asker Sözleri, Asker Sözleri Şafak, O Şimdi Asker Sözleri, Duygusal Asker Sözleri, Anlamlı Asker Sözleri, En Güzel Asker Sözleri, Asker Mesajları Damar, Kısa Asker Mesajları, Yeni Asker Mesajları, Asker Sözleri FacebookEn güzel sözleri hazırladığımız bu güzel sözler ve güzel mesajlar sitesinde şimdi de sizler için en anlamlı asker sözlerini hazırlamaya çalıştık. Bu güzel ve anlamlı kahraman asker sözlerini sosyal medyada face ya da twitterda paylaşın. ETKİLEYİCİ ASKER SÖZLERİ Bu söyleyeceklerimi aklından çıkarmamaya çalış; ay akşamdan ışıktır. Ömründen gün gitmesini isteyen tek varlık askerdir paşam. Şafak ne kadar zengin olursa olsun, bir gün fakirleşmeye mahkûmdur. Dağların aslanları geceniz gündüz gibi olsun dualarım sizinle kişiye şu anda ulaşılamıyor. Lütfen 360 gün sonra tekrar deneyiniz. Ezanla geldik salayla gideriz. Bu vatan için kanımızı şerbet diye içeriz. Dağların tepesine, eşkıyanın alnına, kızların kabine ölümsüz Mehmetçik yazacağım. Her erkek bir gün asker olacak fakat her asker bu vatanı koruyamayacak. Spora gidememekten yakınıyordun ya. Al işte spor senin ayağına geldi, iyi değerlendir. Bu vatan bizimdir ferman gerekmez. Askerin olduğu yere yabancı giremez. Biz denizci değiliz ki her limanda bir sevgilimiz olsun, biz komandoyuz dağlar sağ olsun. Ne şehitler verdik vatan uğruna bizde bitmez Mehmetçik bu vatan uğruna. Öyle bir toplum var ki çığlık atsan duymayan öyle bir kalbim var ki kurşunlara doymayan. Doğan her güneş gençliğimin kaybıysa, batan her güneş şafağımın sabah mercimek yemeyi çatalla hoşaf içmeyi elbise yerine çuval giymeyi asker ol da gör arkadaş. Gece nöbetlerinde beni aklına getirmemeye çalış. Uyurken üstlerine yakalanmanı istemem. Bize vatan delisi diyorlar, kafayı vatanla bozmuşsunuz diyorlar. Çok şükür kafamız bozuk, kanımız değil. Hakkâri -Çukurca’da askerlik yapmak Azrail’den borç alıp şeytanla kumar oynamaya benzer. Yıllara meydan okurken aylara esir düştük ama vatan için 12 ay değil 15 sene yapılır, ne kadarda zor olsa. Aşkım yatağın, sevgim yorganın, yüreğim yastığın olsun. Asker ocağında rahat uyu bir tanem. Eğer bir gün şafağım için doğacak güneş dağdaki teröristin sırtını ısıtacaksa bırakın o güneş hiç doğmasın. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim yeryüzünde yer beğen nereye dikilmek istersen söyle, seni oraya dikeyim. Rüyamda gördüm ana kucağı uyandım baktım asker ocağı, felek ayırdı evi bucağı, ağlama anam dönerim bir gün. Dağlara çizmişiler resmimi komando koymuşlar ismimi belki bir gün geri dönemem diye göndermişler sana gül konmuş başucuma, yazık değil mi bu genç yaşıma. Askerde bir iş gelirse başıma, garip asker yazın mezar taşıma. Kendim uzak hayalim yakın resmime bakıp ağlamayın sakın. Kıymetim varsa duvara asın, kıymetim yoksa ateşe atın. Bu ülke seninle gurur duyuyor. Vatani görevinde başarılar. Adam olmak adına son şansını da iyi değerlendirmeni dilerim. Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir. Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat. Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber. Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber. Sizlerden ayrıldım 20 yaşında, kendimi gördüm nöbet başında, ismimi görürsen mezar başında, üstüme kapanıp ağlama anam. İlk başlarda kaç gün kaldı yerine kaç gün geçti diye sayarsan senin için daha kolay olacaktır. Gel teskere gel, gönlümüz seninle. Bu vatan ileri atılıp sellercesine göğsünden vurulup tam ercesine, bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa girenlerindir. Arşa çıkar ayak sesi geçerken, ona sorar güller gonca açarken, tufan durur ateş söner o varken, vatanımın göz nurudur Mehmetçik. Malatya’ya girdim yeşil ağaçlar, nizamiye ye girdim kesildi saçlar. Dediler buradan askerlik başlar, gözümden akmaya başladı vatan tarihin dilinden düşmez bu destan, nehirler gazidir, dağlar kahraman, her taşı yakut olan bu vatan, can verme sırrına erenlerindir. Dağlarda çiçekler solduğu zaman, göklere bulutlar dolduğu zaman, yağmurlar sel olup aktığı zaman inan ki bir tanem ben ağlıyorum. Biz sosyetenin süslü basamaklarından çıkmasak da, kartalların bile yuva yapmaya korktuğu yüksek dağlarda düşmana kurşun sıkmasını iyi biliriz. Bitmez diyorlar bana senin askerliğin, varsın bitmesin. Ben burada 12 ay değil 12 yıl yapmaya razıyım, yeter ki şehitlerimiz rahat uyusun yerinde. Yolumuz gaza, sonu şehadet, dinimiz ister sıdk ile hizmet, anamız vatan, babamız millet, vatanı mamur eyle Yarabbi. Milleti mesrur eyle yarabbi. Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı; barışın güvercini, savaşın kartalı, yüksek yerlerde açan çiçeğim! Senin altında doğdum, senin altında öleceğim. Her şeyden kutsaldır mesleğim, elimde silahım, sınırda nöbet beklerim, silahım namusumdur, üniformam kefenim, gerekirse vatan uğrunda, canımdan vazgeçerim. Koyuver derdin silinsin, yol ver öfken yorulsun sonra korkma göster gönlün görünsün, hoş gör ruhun sevinsin gel bu günün hakkını ver yarını yarın düşünsün. Yine sensizliğe açtım gözlerimi, yine hasretinle kavrulacak bu gönül, bir gün daha eksildi sana kavuşmam için, yine bugünde resimlere bakıp bakıp gözlerimi sileceğim askerim. Herkese nasip değil, asker olmak hudutta. Al bayrağın rengi var, yerde, gökte, bulutta. Heybetimiz titretir, şu karşıki dağları. Vatanın bekçisiyiz, biz hudut kartalları. Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i. Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, ışık ışık, dalga dalga bayrağım! Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar. O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar. Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor; bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe! desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab. Seni ancak ebediyyetler eder istiab. Ben Türk askeriyim, ülkemin dört yanında beni bulursun, başımda miğferim, ayağımda postalımdan tanırsın, adımı bilmeyen Mehmet diye çağırsın, vatan uğrunda, can verecek kurban ararsan, hepinize yeminim, ilk safta beni bulursun. Bir kıza sordum adın ne? Açılmış gül dedi. Seni seviyorum dedim. Gülerek git başımdan dedi. Seni öpebilir miyim dedim. Askere yok dedi tam sarıldım öpüyordum komutanım koğuş kalk dedi. 360 gün uzunluğunda, 12 ay genişliğinde, 52 hafta ağırlığında, baldız belinde, karı elinde, tekme ile beslenen, düdük ile uslanan, nohut gazının geri tepmesi, bulgur pilavının ileri itmesiyle tam otomatik olarak çalışan, her yanlışta elli şınav çeken, bot ile kep arasında sıkıştırılmış, dört yüz lirayla kandırılmış, ağır destekli yiyince dönen etkili bir silahtır…
Sayfa İçeriği Türkçü Sözler Kısa, Türkçü Sözler Tumblr, Türkçü Sözler Atsız, Türkçü Sözler Göktürkçe, Türkçü Sözler İnstagram, Türkçü Sözler FacebookBu güzel sayfada sizler için en güzel Türkçü sözleri hazırladık. Sayfadaki anlamlı Türkçü sözleri facebook, twitter ve whatsapp ile ya da kısa mesaj ile paylaşın. EN GÜZEL TÜRKÇÜ SÖZLER Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir. Hüseyin Nihal Atsız Türk çocuğu öksüz kalabilir de asla yurtsuz kalamaz. Fedakarlık insanları da, milletleri de asilleştirir, kahramanlaştırır. Türk milletinin yaratılış nedeni cihana hakim bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur. Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur. Hüseyin Nihal Atsız Türk olduğumuzu söyledik vurup durdunuz, bizi vurarak bizden hesap sorabildiniz. Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir. Hüseyin Nihal Atsız Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin. Dil; bir milletin sembolüdür. O milleti bir arada tutan ve yok olmasını engelleyen biricik faktördür. Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir. Milletleri millet yapan, uğrunda ölecekleri yüksek ülkülere bağlanmış olmalarıdır. Hüseyin Nihâl Atsız Türk’ün milli içki ayran değildir, rakı da değildir! Türk’ün içkisi kan ve şehadet şerbeti olarak bilinir!Bir avuç Türkçü milliyeti uyandırma mücadelesinde bu kadar umursamaz olmanın bedelini çok ağır ödersiniz. Türk bayrağı gökte dalgalanabilecek bir sancaktır. Biz Türkler ise yalnızca Allah’ın önünde eğilebiliriz! Eş hele bir dağları örten karı Ot değil onlar, dedenin saçları! Dinle Şehit sesleridir rüzgârı! Mehmet Akif Ersoy Denildi mi bir yere Türk Beldesi. Gözüm al bayraktan başkasını aramaz kulağım da sadece ezan sesini! Siz büyük bir milletin evlatlarısınız. Hepimiz Türküz ve Türkçülüğümüzle her zaman gurur duymalıyız. Ebulfez Elçibey Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır. türklük güçlenir. Kan dökülmesini seven bir millet olmasak da söz konusu vatan olduğu zaman Dünya’nın bile şah damarını kesebilecek bir güçteyiz. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, söyle, seni oraya dikeyim! Arif Nihat Asya Türk’ü kolu asla bükülmez. Türk’ün gücünün biteceğini düşünürseniz yanılırsınız! Bir defa kalkan bayrak bir daha asla yere inmeyecektir. Kahraman Türk Kadını! Sen hiçbir zaman yerde sürünmeye değil her daim omuzların üstünde göklere yükselmeye layık bir Ordusu’nun büyük dönüşümü komuta kademesi Tanrı’dan Allah’a geçişi olarak bilinir. Artık kefereler gerisini düşünsün. Allah’u Ekber! Türklük İslam bayraktarlığından herhangi bir şey isterse, onu anmaya değmeyecektir. Türk insanının varlık şartlarından birisiyse İslamiyettir. Ben yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeye tenezzül etmeyecek kadar milli şuur ve gurura malik bir Türk’üm. Siyasi, içtimai mezhebim Türkçülük’tür. Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktık, milletimize fenalık edenleri tarihte okuduk ve milli kini ateşten damgalar gibi kalbimize yazdık. Türk milleti asla kahpe olup arkadan vurmaz! Biz hain de değiliz vatanı satmayız. Biz Türk milletiyiz bırakın bizi vatanımızı ve bayrağımızı namusumuz sayalım. Hem Atatürkçüyüm hem de Enver Paşacı’yım. Hem Ülkücüyüm hem de Türkçüyüm. Kalıplara ayrılmak yerine Türklüğün gücü altında birleşelim. Bana insanlardan mı bahsediyorsun? “İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir. Hüseyin Nihâl Atsız Tehlikeler nereden gelirse gelsin ve ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk Ülküsü’dür.” Genç Atsızlar 40 ilde mücadelesine devam etmektedir. Biz Türk Alplerinin her birinin kaderi ölüm olmaktadır. Atalarımızın her birinin bize emanet etmiş olduğu bağımsızlık sancağı adi bir ömrün uğruna düşmana teslim edilemez. Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetin ve istikbalin yegane temeli ise budur!Türkçülük, bir fikir olduğu kadar da inançtır. İnanç olduğu için de tartışmasız, tenkitsiz kabul olunur. Onun tartışılacak ve tenkit olunacak tarafı temeli, esası değil, ayrıntılarıdır. Hüseyin Nihal Atsız Bir vatandaş bir adam yaralar. Cezası Yıllarca hapishanelerde yatmaktır. Bir insan, bir zümre, bir nesli mahveder, bir milleti öldürür. Cezası Yıllarca saltanat sürmektir. Osman Yüksel Serdengeçti Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir. Avrupalılar bizim kadar sevmez Amerika’yı. Amerikan budalası olanlar Türklerdir. Koca koca mevki sahibi insanlar greencard aldım diye övünüyor. Ne ayıp şey ya. Sen amele misin? İlber Ortaylı Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız. Türk gençlerinin her biri tepeden tırnağa Türklük ruhunu ve şuurunu içinde hissetmeye mecbur. Fakat ruh ve şuurdur ki Türk gencine bugünkü çetin dünyaya sahip olmasına neden olmuştur. Yenilmez bir güçlük vardır onların içerisinde.
tarihim şerefim şiirim her şeyim yeryüzünde yer beğen