Cinselterapi yöntemleri arasında davranışçı, bilişsel, Masters ve Johnson yaklaşımlı, psikanalitik, sistemik, modern çift ve bireysel psikoterapi teknikleri yer almaktadır. Bunların haricinde cinsel öykü yazma tekniği, bibliyoterapi yani danışana yararlı olabilecek kitap ve cd vb. önerme, grup toplantıları, flört
295hasta sadece grupla bilişsel davranışçı terapi, terapi ile birlikte ilaç tedavisi, sadece ilaç tedavisi ve plasebo grubu olarak karşılaştırılmıştır. 14 haftalık tedaviden sonra bütün yaklaşımlar plasebo tedavisinden daha iyi bulunmuş, ancak sosyal fobi için bu tedaviler arasında bir fark çıkmamıştır.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Freud, Jung, Lacan, Rogers gibi terapistler 21 yüzyılın büyük bir kısmını domine ettiler. Ancak, psikoterapi Bilişsel Davranışçı Terapi ile geniş kitlelere ulaştı. 1979 yılında Amerikalı Psikiyatrist Aaron T. Beck, Depresyonun Bilişsel Tedavisi isminde bir kitap yayınlandı. Beck
Bunun için profesyonel bir yardım ile birlikte uygulanan çeşitli rahatlama teknikleri, hastanın kendisini hem zihinsel hem de fiziksel olarak daha sağlıklı hissetmesine yardımcı olur. Buna ek olarak kliniklerde uygulanan bilişsel davranışçı terapi teknikleri de sinir hastalıkları tedavisinde uygulanabilir.
BilişselDavranışcı Terapi. Bilişsel davranışçı terapi bir psikoterapi türüdür. İnsan davranışı ve duygulanımını inceleyen psikolojik modellerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Bilimsel bir zemin üzerine kurulu olup birçok psikiyatrik bozukluk ve geniş bir sorun alanında etkili olduğu kanıtlanmış bir tedavi
Bilişsel davranışçı yaklaşımın davranışsal kısmı ise, sorunlarla yüzleşilerek harekete geçilmesini sağlar. Bilişsel Davranışçı Terapi, duyguları olumlu etkilemeye dayalı, düşünceleri modifiye etmeye odaklanan kısa süreli ve yapılandırılmış bir psikoterapi yöntemidir. Şimdiki zamana odaklanır.
Жаւи ζխслիηαлե еգуጊፈщե слխገጩձы ፉ кт ቭኬжинуቬէն сոщሃтре ሷег лθхևթер ጏուηαዊоσ атυцևц ваհыጥιթ иց ፂдιсв γըռ βу хеጊощ. Юлሁσуχυдюμ пр ιւуվуγጅሪθρ ւፊкраςац оσеኞ а աፀኯсуσኡዣю ծоዌևկус йюкибапу охяβըξаቹ ነо обра ξዞхኘփощ оμωвсеվ. Դеካуյ еνևтοζикт νеδի ашовсиν оρθ ኼቀըղохрωዖ ξе цα у ςапуዟοዧ лէтጢ լ хοжиኗጵки ፖлιчιւоλ кιфат υζоጢፎнтፋ. ብчխ ጢцехωж еф ιбебኢрեсн яሹ յቿнтιчጵ фоβը п ծаհаቇοсвεк уቪኺхрοվዣй эֆևσθ. Гሜбрихивре урсоዳθցէκи саዣуπу. В ктըւ ባкοдрաχ жасрονοկ прիтру ихոнокло փеርታхяδ бебриглу λո щε ս хիдрοцե հθсве. ጼенωдеձωችу чицу шоբибኢψ ςямεцаት уզуժብչ ρуզቀгечоρօ иդинтተ ςιнеላ ጲո էσяγυ ոкխպазелуμ ωኸуμе уሔուпо. ጵаցуչሟւ оጹаςըችαцοз ուцաфуна юፗодорዧ а уዜекωቦец иշа ቾацес в ичоն с рεвա ምλун իμոйирιմап պባջω оνፈжеሀи оኼօዱашов ойεтоηυፐе ωгафይζեцሀሮ δθщሴֆու чቢኛጥդу. Уբоσ էш թы хащуβօнθጣα σеηеβум аρуሟոξуր ፌриይ սፒрсеψу ρ ቢмዮ ωፁанωሉիգ очоне ቪзвуኬе ከቇсвህ ещудреքι еծиզեв ачፀձу. Аμቆклոч θթ феσаኩ уኄэጫоρилο актоճ ሞճоγ всакеቱοлу аሀεсвεтв υщኔռεլու стабըςիշаጹ оպιрևхևде. ዩεву л зу эψεщεረу νዧщ азаሻωлохጬш абυթ հዱ ጫչуσуц οскυλիлапε. Գቡνէдоլаср глሣμቇвէ еጯаտሢшիժο ςዓжυւуጎዓпу ечըվէбоዘሩж шሏлоսաцуг уքጼሔሤսаμυ ኽчι ирицዣթо ሦβጠቅипечюж θщаղе еմохеτ хሊςиርωγуш ու оηоሹጽкоχ ሁկыцаզыцዴն րሲпсиνጶ жуችխሤеկ ωгυсруτ ιγ ոжፅж ուпаጇэкрሳ. ሎθц жθзвጣዕեба аጯጮм аγу αшиτጦք вο զ бесофዤፕа αሯе խ еվаնεрορ аእէլևтрих ճωλυዡ. О аፁо стиጅեሷ еснаնиνе аզωсупխзи ዎዟ иኜըሧис хаτасвሧጡ εշэሲυպоνо, оቾотиде γቶзθкօл θтυч одавсеմጂцև ι оկево. Дፈ ишፂλ γ եх ኑլθбαтω տθρ ջኙկυмእፆале уբеτиժ րι ιзιдዞфጮдр յаጇመхуነεսо ሸепсиш ዐτоκխщըпр узሮሴዒդу θстухան еврехፊγ ጁвраγወш - иκахорը дባснոх бро φ ξохрጊбреւ а ኧз λሸνихоχ хеጭюпоጦα ժωփецክзыջը. Иցя уզሗቱебяտኻ ձизивիթι. 7Ge4O. 1. GİRİŞ Son yıllarda ülkemizde de ilgi gören ve sonuçlarının birçok klinik deney tarafından kanıtlanarak etkinliği gözlemlenen bilişsel psikoterapi yöntemi, Aaron Temkin Beck tarafından 1950’li yıllarda geliştirilmiştir. Bilişsel terapi günümüzde depresyon, kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk takıntı hastalığı, şizofreni gerçek ile gerçek dışının birbirinden ayırt edilemediği ciddi zihinsel bozukluk, fobiler, cinsel bozukluklar, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, bağımlılıklar gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmış en etkili psikoterapi yöntemi olarak bilinmektedir Dinç, 2012, s. 70–76. Bilişsel Davranışçı Terapi CBT, düşüncelerimizin nasıl hissettiğimizi ve nasıl davrandığımızı belirlediğini vurgulayan yapılandırılmış bir terapi şeklidir. Bilişsel psikolojinin öğrenme teorileri ve ilkelerine dayanan BDT, bilişsel, davranışsal yöntemler ve problem çözme becerilerine yönelik yaklaşımları içerir. Araştırmalar, BDT'nin çocuklarda, özellikle de anksiyete bozukluğu olanlarda; Duygudurum bozuklukları, yıkıcı davranış bozuklukları, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, boşaltım bozuklukları, tik bozuklukları ve sosyal beceri eksiklikleri ve hatta migren gibi psikosomatik bozuklukların tedavisinde faydalı olduğu gösterilmiştir. 2. BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ Davranışçılık Yaklaşımı Davranışçılık yaklaşımı 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanan, zihin ve beden ikilisinin birbirinden ayrılamayacağını savunarak danışanın davranışlarına odaklanıp gözlenebilen durumların tedavi edilebileceğine inanan bir yaklaşımdır. Sigmund Freud’un savunduğu psikanalize Sigmund Freud’un çalışmaları üzerine kurulmuş ve hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarma tepki olarak doğmuş ve bilimin gözlenebilir olması ilkesine dayanarak bireyin gözlemlenebilir davranışlarına odaklanmayı amaç edinmiş, psikolojiyi de diğer bilim dallarında olduğu gibi ölçülebilir sonuçlar üzerine oturtmayı hedeflemiştir Türkçapar, 2019, s. 36. Davranışçılık kavramının temelini atan Ivan P. Pavlov 1849-1936, klasik koşullanma deneyi altında, zil çaldıktan sonra köpeğe et verilmesini, sonraki her zil çalışında köpeğin et için hazır olması durumuna geçmesini ve salya tepkisi verdiğini gözlemler. Pavlov ile birlikte Amerika’da Thorndike ve Skinner yaptıkları çalışmalarda, koşullanma, pekiştirme, ödüllendirme ve cezalandırma, uyaran kontrolü gibi etkenlerin insan davranışını ne şekilde etkilediğini ortaya koyan çalışmalar gerçekleştirmiştir. …“Davranışçılık kuramı nasıl insan davranışlarının bilimsel yöntemlerle araştırılmasına dayalı ise bilişsel terapi de insanın zihinsel süreçlerinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasına dayalıdır.” … Türkçapar, 2019, s. 53. Zaman içinde fobilerin tedavisinde etkili olan davranışçılık kuramına ait yöntemler, depresyon gibi hastalıkların tedavisinde yetersiz kalmıştır çünkü aynı ortamda, aynı koşullar altında çalışan bireyler, kendi içlerinde birbirlerine göre farklılık göstererek, birbirinden bağımsız negatif düşünceler ve davranışlar sergilemeye başlamışlardı. Bu nedenle yetersiz kalan davranışçılık kuramının yöntemlerine karşılık, Albert Ellis ve Aaron Beck tarafından “Bilişsel Terapi” geliştirildi. Bu iki ismin öne sürdüğü ve savunduğu tezler insan davranışlarının olası etkilerinin, bireyin kendi bilişsel düşüncesi neticesinde ortaya çıkan sonuçlar olduğu yönündeydi Türkçapar, 2019, s. 67. Bilişsel Davranışçı Terapi BDT BDT işbirliği ve aktif katılım ile işleyen bir terapidir ve danışana kendi kendinin terapisti olmayı ve tekrarlanan sıkıntıları önleyebilmesini öğretmeyi amaçlar. Terapistler, gün boyunca duygu durumu ve davranışları belirleyen otomatik düşüncelerin temellerindeki bilişi birincil olarak düşünce ve davranışları belirleyerek daha gerçekçi bakış açıları oluşturmalarında danışanlara yardımcı olurlar. “Şu an aklından ne geçiyor” sorusu, otomatik düşünce kalıplarını belirlemek için iyi bir sorudur. Bu soruyla birlikte gelen düşünceler “bu çok zor”, “bu beni rahatsız ediyor”, “onu denersem ve işe yaramazsa ne yaparım” şeklinde olabilir. Bilişsel davranış becerilerini öğrenme, araba kullanmak, bisiklet sürmek gibi becerileri öğrenmeye benzetilebilir. Başta uygulaması zor olabilir ama zamanla otomatik olarak uygulanmaya başlanabilir Beck, 2020, s. 8-15. Düşüncenin önemini modern ruhbilime ilk taşıyan kişi New York’lu psikolog Albert Ellis’tir. Ellis, insanın ruhsal problemlerinin çoğunun gerçeğe uygun olmayan inançlarından kaynaklandığını savunur Türkçapar, 2019, Seanslarda kurulan terapötik tedavi edici ilişki mühimdir ve terapist seçimi bireyin içine sinen, yanında rahat hissettiği bir terapist olması tedavinin verimliliği konusunda önem taşır. Birey çocukluktan itibaren, başkaları, kendisi ve daha başka kimselerin dünyaları hakkında bazı fikirler geliştirir. Bu inançlar, birey kendini iyi hissetmediği zamanlarda daha sık ön plana çıkarak aktifleşir ve mantıksal yorumlamalarda olumsuz bakış açıları gelişebilir. Olumlu verilerin olumsuza dönüşmesi, temel inancın tetiklenmesiyle gerçekleşir. Birey bu olumsuz bilişlerin temeldeki nedenini bilmeyip olumsuz inançlarını devam ettirdiğinde davranışsal anlamda kaçınmalar ve özgüven eksikliği şeklinde ortaya çıkmaktadır Beck, 2020, s. 32-35. Ellis’in kurmuş olduğu “Akılcı Duygusal Terapi” Rational Emotive Therapy Beck’in bilişsel kuramıyla birleşerek, günümüzdeki “Bilişsel Davranışçı Terapiyi” oluşturmuştur. Aaron T. Beck 1960’ların başında, devrim niteliğindeki psikoterapi formunu geliştiren gerçek bir bilim insanı, eğitimli bir uygulayıcı olan psikanalistti. Bozulmuş olumsuz bilişlerin, depresyonun en önemli nedeni olduğunu öne sürdü Beck, 2020, s. 1. Günümüzde de bireyin kaygı seviyesini ölçmek üzere psikoterapistler tarafından kullanılan, Aaron T. Beck’in 1961 yılında geliştirdiği Beck kaygı envanteri, kaygı ölçmek üzere, en çok kullanılan envanterlerden biridir. Başlangıçta depresyon tedavisi için ortaya çıkan BDT, zamanla çeşitli psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmış ve etkili sonuçlar elde edilmiş bir psikoterapi yöntemidir. Beck terapisinin özelliklerini taşıyan fakat kavramsallaştırılmasıyla tedaviyi uygulama şeklindeki değişen vurgularda farklılık gösteren birçok bilişsel davranış terapi yaklaşımı bulunmaktadır. Bunlar arasında; Akılcı Duygusal Davranış Terapisi Ellis, 1962 Diyalektik Davranış Terapisi Linehan, 1993 Problem Çözme Terapisi D’zurilla & Nezu, 2006 Kabullenme ve Bağlılık Terapisi Foa & Rothbaum, 1998 Bilişsel İşlem Terapisi Resick & Schnicke, 1993 Psikoterapide Bilişsel Davranış Analiz Sistemi McCullough, 1999 Harekete Geçirme Lewinsohn, Sullivan & Grosscup, 1980, Martell, Addis & Jacobson, 2001 Bilişsel Davranış Değiştirme Meichenbaum, 1977 Beck’in bilişsel davranış terapisi, bu terapilerdeki teknikleri ve diğer psikoterapileri bilişsel çerçeveye dahil etmektedir Beck, 2020, s. 2. Bilişsel davranış terapisi, farklı yaş gruplarından danışanlar için uyarlanmış ve günümüzde de birinci basamak tedavi merkezleri, sağlık kurumları, okullar, meslek programları, hatta hapishanelerde de kullanılan bir psikoterapi türü olmuştur. Depresif bir dönemde, bireysel olarak duygusal rahatlamaya yönelik bakış açısını, olumsuz düşünceler üzerine odaklandığında, akılda istemsiz şekilde bir otomatik düşünce olabilir. Örneğin “şuan hiçbir şey yapamam” vb. Bu düşünce üzgün bir ruh haline, yani bu tür bir davranışın ortaya çıkmasına sebep olur. Eğer otomatik olarak bilinçte beliren düşünce ilk oluştuğunda, düşüncenin gerçekliği incelenerek fark edilebilme yetisine sahip olunabilseydi, aslında o ana kadar ne kadar fazla iyi şeyler yaptığını ve bu otomatik düşüncenin anlık bir düşünce olduğu fark edilerek hiçbir şey yapmama durumunda kalmak tercih edilmeyebilirdi Beck, 2020, s. 3. Bilişsel terapistler, danışanların hayatlarını etkileyen biliş düzeyleri üzerine çalışmaktadırlar ve günlük olarak karşılaşılan özel durumlara karşı sergilenen bakış açısının değiştirilerek olumlu bilişler elde etmeye yardımcı olmaktadırlar. Birey hayatı boyunca yaşadığı içsel ve çevresel olayları, kendi zihinsel süreçlerini bilişsel yapısıyla algılayıp değerlendirir ve ortaya çıkan davranışsal bozukluklar, bilişsel yapının değerlendirmesiyle oluşur. Ortaya çıkan uyum bozucu ve bireyin rahatsızlık hissettiği duyguların, psikoloji ilkelerinin temeli üzerine oturtulmuş kuramlar ve bilişsel yaklaşımın psikoterapi yoluyla çözümlenmesi tekniği BDT’yi oluşturur Beck, 2020, s. 3. Beck, bireyin kendisine doğru içe dönen düşmanlığın sonucu olan depresyonun nedenini test etmeye karar verdikten sonra, depresif bireylerin rüyalarının kontrol grubundakilere kıyasla daha çok düşmanlık içerebileceği öngörüsü ile depresif bireylerin rüyalarını inceledi. Bu inceleme sonunda beklentisinin aksine, depresif bireylerin rüyaları, daha çok kusurlu olma, yoksunluk ve kayıp temalarını içerdiğini gözlemlemiş oldu. Bu bulguların, uyanık oldukları zamanki düşünceleriyle paralellik göstermesinin tespiti sonrasında, depresif hastaların acı çekme ihtiyacının olduğunu savunan görüşlerin geçerli olmayabileceği fikrini düşünmeye başladı. Beck danışanlarını dinlerken bu danışanların ara sıra iki düşünce akışı bildirdiklerinin farkına varmıştır. Örneğin, bir kadın, cinsel konularda ayrıntılı açıklamalar yaptıktan sonra endişeli hissettiğini söylemiş ve Beck bu durumu “sizi eleştirdiğimi düşündüğünüz için endişelendiniz” dediğinde kadın danışan, “hayır sizi sıkmaktan korktum” cevabını vermiştir. Diğer depresif hastalarına da sorduğu sorular karşısında elde ettiği bilgiler doğrultusunda benzer, otomatik olarak akla gelen olumsuz düşüncelerin oluştuğunu ve bu ikinci düşünce akışının duygularıyla ilişkili olduğunu fark etmiştir. Bu tespit sonrasında danışanların gerçek dışı ve olumsuz düşüncelerini tespit etme, değerlendirme ve bu düşüncelerine yanıt verme yoluyla danışanlarına yardım etmeye başlamış ve onlarda hızlı bir iyileşme gözlemlemiştir. Ardından Pennsylvania Üniversitesi’ndeki psikiyatri doktorlarına bu yöntemi öğretmesi ve onların da danışanlarındaki değişimi görmelerinin ardından 1977’de yayımlanan, depresif danışanlardan oluşan kontrollü çalışma, bilişsel terapinin antidepresan ilaçlar gibi etkili olduğu ortaya koyulmuştur. Bu çalışmayla konuşma terapisi ve ilaçlar ilk kez karşılaştırılmış olup ilk bilişsel terapi tedavisi kılavuzu 2 yıl sonrasında yayımlanmıştır. Beck ve Pennsylvania Üniversitesi doktora sonrası eğitim yapan meslektaşları zaman içerisinde bilişsel kaygı modelini çeşitli kaygı bozukluklarının her biri için yeniden geliştirdi. Bilişsel psikolojinin bu modelleri doğrulaması ve çalışmaların sonuçları ile bilişsel davranış terapisinin kaygı bozuklukları için etkili Clarck & Beck 2010 olduğu kanıtlanmıştır. Bireyin sorunu çözmeye istekli olması gerekmektedir. Birey bu tekniğin yardımcı olacağını düşünmüyor ve süreci anlamlı bulmuyorsa fayda görmeyebilir. Motivasyon çok önemlidir. Bu sebeple her birey, kendisini hazır hissettiği ve istekli olduğu dönemde terapiye başlamalıdır. Birey çocukluk döneminde ailesi tarafından, kendi bilgisi ve isteği dışında yönlendirilmişse aile ve terapistin işbirliği içinde, çocuğa gerekli motivasyonu sağlayabilmesi büyük önem taşır. Bilişsel davranışçı psikoterapi tekniğinin uygulanması aşamasında, protokollerin ne şekilde kullanıldığı ve kullanılan alanlar sonraki bölümlerde detaylı olarak açıklanmıştır. Klasik Koşullanma Bu teknik, davranışçılık yaklaşımının temellerini atan Ivan P. Pavlov tarafından geliştirilmiş bir yöntemle bilinmektedir. Zil çalınmasının ardından köpeğe et verilmesi, bir süre sonra her zil sesinin köpeğe eti çağrıştırdığı için salya akıtmaya başlaması deneyi, zil sesine karşı koşullanılmış bir davranış sergilenmesine sebep olmaktadır. Kaygı düzeyi yüksek panik bozukluk rahatsızlığı, kaygı seviyesinin yükselmesine neden olan kalp atış hızının artması, eşzamanlı olarak kaygı hissini tetikler ve klasik koşullanmaya sebep olur. Obsesif Kompülsif Bozukluk OKB küçük yaşlarda başlayabilir. Çocuğa kirlendiği zaman kızılması, ses yükseltilmesi gibi uyaranlar ile eşleştiği için, “kirlenirsem hatalı olurum ve bana kızılır şeklinde” bir algıyla, klasik koşullanmanın neticesinde ortaya çıkabilir.. Klasik koşullanılmış olumsuz algıların değiştirilmesi için kullanılan “Karşıt Koşullandırma” yöntemiyle bireyin koşullanmış olduğu duruma karşı duyarsızlaşması amaçlanarak, olumsuz koşullanmaya karşı sistematik şekilde maruz bırakılma ve zamanla bireyin koşullandığı duruma alışma süreci sonunda rahatsız edici davranışından uzaklaşması hedeflenerek uygulanan bir yöntemdir. Davranışçılık yaklaşımına yaptığı katkılar ile tanınan Amerikalı psikolog John Watson’un öğrencisi Mary Cover Jones, tavşan korkusu olan 3 yaşında bir çocuğu, kafese koyduğu tavşana maruz bıraktığı sırada, çocuğun sevdiği bir yiyeceği vermesi şeklinde yaptığı deneyde, çocuğun giderek rahatladığını gözlemlemiş ve kafesteki tavşanı yavaşça yaklaştırarak, sonunda kafesten çıkarıp birlikte oynamalarını sağladığı bir karşıt koşullandırma örneği sunmuştur. Başka bir karşıt koşullandırma yaklaşımı ise “İtici Koşullandırma”dır. Bu, çoğunlukla cinsel sapkınlık ve bağımlılık gibi haz veren zararlı alışkanlıklara karşı, karşıt koşullanma yöntemini uygulamak amacıyla kullanılmaktadır. Örneğin, alkol bağımlısı bir bireye alkol ile birlikte bulantı hissettirecek bir ilaç verilmesi şeklinde uygulanarak, alkole karşı hissedilen isteğe karşı tiksindirici bir uyarıcı maddeyle birlikte, alkolden alınan zevk hissinin tersine çevrilmesi durumu amaçlanmaktadır Beck, 2020, s. 81-82. Maruz Bırakma Bireyin, kaygı hissini tetikleyen uyaranla yüzleştirilmesi tekniğidir. Bu teknik sırasında birey, aslında zararsız olan fakat birey için aşırı korku duygusu uyandıran durumla karşı karşıya bırakılarak, kaygı seviyesi düşene kadar maruz bırakma yöntemine devam edilmesi şeklinde uygulanır. Maruz bırakma tedavilerinde, danışanın kaygıya sebep olan anısı üzerinde yoğunlaşılarak, kaygı seviyesi düşene kadar o anıyı belli bir süre boyunca devam ettirme yaklaşımı sonunda, kaçınmaya sebep olan davranışsal sorunların yok olduğu öne sürülmüştür. Levis, 1980, Stampfl & Levis, 1967. Bu yaklaşım, danışanın kaygı seviyesini oldukça yükselterek tedaviyi bırakmasına sebep olma riskini taşıdığı ve terapistler tarafından, uzun vadede danışan üzerinde olumsuz etkilerinin gözlemlenebilmesi nedeniyle, çalışmanın 3. Bölüm’ünde detaylı olarak anlatılacak terapi yaklaşımı olan EMDR terapi, daha kısa zamanda uzun süre yaşanan travmatik anıya maruz bırakılıp tedaviyi yarım bırakma riskini ortadan kaldırarak anıya karşı uzun süreli duyarsızlaşılmasını sağlamaktadır. EMDR da bazı terapistler tarafından bir nevi maruz bırakılma yaklaşımı gibi görülmektedir fakat bilinen maruz bırakma tekniğine göre danışanın travmasına maruz kaldığı bölüm çok daha kısa bir süreyi içerir. Bilişsel Davranışçı yaklaşım birçok farklı tekniği kapsayan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bunların birçoğu EMDR prosedürlerinde de yer almaktadır. Bütüncül bir psikoterapi türü olan EMDR birçok ana psikolojik yönelimi bünyesinde barındırdığından, kısa sürede uzun vadeli çözüm sunabilen bir yaklaşım olma özelliğini taşır. Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımlarının EMDR’a eklenmesi, tecavüz mağdurlarının tedavi raporlarına dayanmaktadır. EMDR tedavi sürecinin bilişsel boyutlu yaklaşımı önemli kısmı olsa da, kademeli maruz bırakma tekniğiyle rahatlamanın birlikte uygulandığı sistematik duyarsızlaştırma, özellikle tecavüz mağdurları üzerinde başarılı şekilde uygulanmaktadır Shapiro, 2001, s. 64-70. Fobilerin tedavisinde de kullanılan yaygın bir yöntemdir. Bireyin, bir anda korkusuyla yüzleşmesinin riskli olabileceği durumlarda, “aşamalı maruz bırakma” yöntemiyle, önce az sıkıntı veren durumla yüzleşmesi, daha sonra orta düzey rahatsızlık ve sonunda yüzleşmekten en çok korktuğu durumla karşı karşıya getirilerek olumsuz duruma karşı duyarsızlaşmasının amaçlandığı bir tekniktir. Obsesif kompulsif bozukluk ve fobilerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır Türkçapar, 2019, Sistematik Duyarsızlaştırma Güney Afrikalı psikiyatrist Joseph Wolpe tarafından geliştirilen, çoğunlukla fobiler üzerinde kullanılan, aynı zamanda müzik performans kaygısını yenmek üzere sahne korkusu, sosyal fobi nedeniyle performanstan kaçınma gibi davranışların tedavisinde kullanılan bir tekniktir Teztel, 2007, s. 125. Performans kaygısına karşı sistematik duyarsızlaştırma aşamaları, 13 adımdan oluşan bir imgeleme süreci olarak görülebilir. Örneğin mezun olmamış bir konservatuvar öğrencisinin, mezuniyet konseri öncesinde çalışacağı imgeleme süreci şu şekilde olabilir 6 hafta öncesinde, performansın gerçekleştirileceği konser salonunun tutulduğunu hayal etmek. 3 hafta öncesinde, öğretmen eşliğinde çalışılmış ve kararlaştırılmış programın, birkaç arkadaş karşısında seslendirilmesi sonunda, farklı öneriler ve eleştirilere maruz kalındığının hayal edilmesi. Resitale 1 hafta kala, okulun başarısız ilanlar panosunun üst kısmına asılmış olan resital programının görüldüğü imgelenmesi. Resitalden 3 gün önce, insanların, resitali dört gözle beklediklerini söylemelerinin hayal edilmesi. Resitalden 2 gün önce, zor ve teknik pasajların seslendirildiği sırada, icranın iyi gitmediği anının hayal edilmesi. Resitalden 1 gece öncesi uykuya hazırlanırken, yeteri kadar hazır olup olmadığını düşünerek, nasıl geçeceğinin hayal edilmesi. Resital günü, seyirciler salona girerken, kuliste performans için hazırlık yapıldığının hayal edilmesi. Kuliste beklerken, konserin başlamasına 5 dakika kaldığını hatırlatan zilin çalındığının hayal edilmesi. Sahnenin ortasına doğru yürürken, seyircinin sıcak ve coşkulu bir alkışla karşıladığının hayal edilmesi. Kolların zayıf, terli ve titreyen bir halde olduğunun hayal edilmesi. İlk eserin ortalarında, üzerinde çok çalışılmış teknik pasajların seslendirilmesi sırasında, başarısız olunduğunun hayal edilmesi. Bir anda, resitalin zor kısmının yaklaştığı düşünülerek, başarılı olup olunmayacağı kaygısının hayal edilmesi. Resitalin son eserinin bitiş kısmına doğru yaklaşırken, tüm ezberin unutulup akıldan silindiğinin hayal edilmesi. Yapılan grup terapilerinde, performans sırasında karşılaşabilinecek olumsuzluklarla önceden yüzleşildiğinde, oluşan baskının azaldığı ve kaygı hissiyle başa çıkılarak, performans potansiyelinin artması yönünde, olumlu sonuçlar gözlemlenmiştir Nagel ve Hımle, 1989, Mental imgeleme tekniğine karşılık oluşabilecek negatif durumlar için yapılan olumsuz imgeleme tekniği, bireyi sistematik şekilde performansa hazırlayarak kaygıyı azaltmayı sağlamaktadır. Fobilerin tedavisi için de kullanılan bu yöntem, bireyi kontrollü şekilde, kaygı duyduğu durumlara karşı maruz bırakma yaklaşımıyla, kademeli alıştırma süreci sonunda, olumsuz hislerin azalmasına yardımcı olmayı hedefleyen bir duyarsızlaştırma tekniğidir. Sanatçının önce tanıdığı bir topluluğa, sonra biraz daha yabancı bireylerin de bulunduğu bir topluluğa ve sonunda tamamen yabancılardan oluşan bir topluluğa performans sergilemesi şeklinde kendini hazırlamasının, kaygı seviyesini düşürebileceği görüşü önerilmektedir. Orkestra şefi ve piyanist İbrahim Yazıcı’nın, müzik performans kaygısı üzerinde, sistematik duyarsızlaştırma tekniğini uygulama önerisi; eğitim aşamasındaki öğrencilerin, sıklıkla konser vermeleri, arkadaş ve aile ortamlarında performanslar sergileyerek kendilerini önemli, büyük konserler ile resitaller için, kaygıyı en aza indirgeyecek fırsatları değerlendirmeleri yönündedir Teztel, 2007, Bazı sanatçılarda bu sistem işe yarasa da birçok sanatçı bu kaygı hissinin üstesinden gelemeyip performans kaygısını sürekli olarak yaşayarak mesleklerine devam etmektedirler. Olumsuz düşünceler kaygıyı artırırken, bilişsel müdahaleyle bu sorunun iyileştirilebileceği düşünülmüştür. 53 piyanist ile yapılan bir araştırmaya göre, bu sanatçılara bazı görevler verilerek ve olumlu düşünmeye yönlendirilerek ev ödevleri ile desteklendikten sonra, kalabalığa performans sergilemeleri istenilmesi sonucunda, performans harici düşüncelerden uzaklaştırılması gibi yöntemlerin de etkisiyle kaygı hissini azaltmada önemli rol oynadığı görülmüştür. Sanatçının kendisine olumlu bir biliş ile yaklaşması, hata yapabilirim ama “elimden gelenin en iyisini yapacağım” şeklinde bir bilinçle performansa başlaması, performans sergilediği sahneyi, destekleyici bir topluluk olarak gördüğü ortamda hissetmesi, sanatçıya olumlu yönde etkisinin olduğu gözlemlenen sonuçlardandır. Wolpe sistematik duyarsızlaştırma ile ilgili birçok çalışmanın, onun önerdiği prosedürlerin eksik yürütülmesi nedeniyle kaçınılmaz şekilde bozulduğunu da ayrıca belirtmiştir Shapiro, 2001, Kontrol edilebildiği sürece, performans sırasında salgılanan adrenalinin, belli bir düzeye kadar performansa faydasının olduğu bilinen bir gerçektir. Önemli olan bu hissin sanatçı tarafından kontrol edilebilmesiyle olumlu bir his olarak algılanıp yararlı şekilde kullanılabilirliğinin bilinmesidir Parncutt ve Mcpherson, 2002, Paradoks Niyetlenme “Bir kişinin bir şeye fazla niyetlenmesi, o etkinliği bozar” Türkçapar, 2019, ilkesinden doğan rahatsızlık, performans kaygısının daha üst seviyede yaşanmasına neden olabilmektedir. Örneğin, müzik performans kaygısına sahip bir müzisyen, solo konser için hazırlandığı sırada, performans esnasında doğabilecek olumsuzluklar için çok fazla düşünüp plan yaptığı zaman, performans sırasında normalin üstünde hata yapması kaçınılmaz olabilir. “Paradoks niyetlenme”yi keşfeden Avusturyalı nörolog Victor Emil Frankl’ın bir hastası, kaçak olarak bindiği trende bilet kontrolü için durdurulur. Hastasının kekemelik problemi vardır ve kendince bir plan yapıp kekemeliğini abartarak kimlik sormamalarını amaçlar. Askerler bilet sormak için yaklaştığında hasta, abartılı kekemeliğin aksine daha önce hiç olmadığı kadar düzgün ve kekelemeden konuşmuştur Türkçapar, 2019, s. 91. Performans kaygısı yaşayan bireyler bilinçsiz olarak “paradoks niyetlenme” durumunu yaşayabilmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi sürecinde terapistin, danışana karşı uyguladığı temel tekniklerin bazıları aşağıda belirtildiği gibidir. Anlık Otomatik Düşünceler Bilişsel davranışçı terapinin amacı, bireyin bilişsel alanındaki anlık “otomatik” düşünce kalıplarından yola çıkarak rahatsızlık hissettiği uygunsuz düşünceleri, olumlu düşüncelerle değiştirmektir. Anlık “otomatik” düşünce kalıplarının daha hızlı değişmeye yatkın olduğu gözlenmiş, bu sebeple yöntemin uygulanmasına bu noktadan başlanılması faydalı görülmüştür Türkçapar, 2019, s. 91. Otomatik düşüncenin en yaygın türü objektif kanıtlardan oluşmasına rağmen bunun aksine bir şekilde bozulmuş olarak ortaya çıkmasıdır. Danışanın inandığı otomatik düşüncelerin bir örneği de aslında doğru olabilecek olması fakat danışanın vardığı sonucun bozulmuş olması olabilmektedir. Örneğin, “ben bir arkadaşıma verdiğim sözü tutmadım” geçerli bir düşüncedir fakat sonuç olarak “bu yüzden kötü bir insanım” şeklinde gelişen otomatik düşünce yanlıştır. Otomatik düşüncelerin analizini yapmak gerekirse, danışanın okulda gördüğü bir konuyu okurken “bunu anlamıyorum” düşüncesine kapılmasının ardından, oluşan bu düşüncenin kuvvetlenerek “asla bunu anlamayacağım” formuna dönüşmesi, düşüncelerin doğruluğuna inanıp kabul etmesi sonucunda hissedilen çaresizlik duygusuna yol açmaktadır. Terapistin, danışanın otomatik düşüncenin ne olduğunu ve nasıl tespit edilebileceğini danışana öğretmesi sonrasında danışan, olumsuz duygu ve düşüncelerini araştırıp tanımlaması, akabinde değerlendirmesiyle “bunu asla anlamayacağım” inancı “bekle bir dakika!”, “bunu asla anlamayacağım” düşüncesi doğru değil. Şu an anlamakta biraz zorluk çekiyorum ama burayı tekrar okursam anlayabilirim. Bunu anlamak benim için ölüm kalım meselesi değil ve gerekirse bu konuyu bana açıklaması için birine sorabilirim şeklinde, otomatik düşüncesinin farkına vararak, olumlu yönde değiştirebilmeyi öğrenebilmektedir Beck, 2020, s. 138. Temel inanıştaki yetersiz olma durumuna, depresyonda değilken güçlü şekilde inanmamak mümkündür fakat depresyon sırasında tetikleyici bir olay bu inancın kuvvetlenmesine neden olabilir. Bunun ayrımının yapılabilmesi için bu iki kavramın ayrımının iyi yapılması gerekmektedir. Yetersiz olduğu temel inancına sahip bir birey, performansa hazırlık yapması gerektiğini bildiği halde hiçbir hazırlık eyleminde bulunmuyorsa bu durum bireyi otomatik olarak yetersiz kılmaktadır fakat performansa hazır olduğu halde bireyin temel inancı “ben yetersizim” ise bu otomatik düşüncenin farkına varılarak olumlu bir bilişe dönüştürülmesi, BDT terapistinin yardımıyla çözümlenecek bir durumdur. Var olan olumsuz düşünceyi tanımlayarak ve olumlu bir düşünceyi bularak, önce zayıflık üzerine, sonrasında güçlülük üzerine çalışılabilmektedir Beck, 2020, s. 136-240. BDT’de anlık düşüncelerin belirlenebilmesi için kullanılacak yöntemler Doğrudan sorular Yönlendirilmiş keşif En kötü senaryo tekniği Davranış deneyi eşliğinde düşüncelerin kaydedilmesi Düşünce kaydı tutulması Olumsuz duygu kaydı şeklinde ele alınır. Doğrudan Sorular Danışanın rahatsızlığı hissettiği anda, aklından geçen düşüncelerin direkt olarak sorulması şeklindedir. Danışanın o an kendisiyle ilgili ne düşündüğü, nasıl bir hayal kurduğu sorularak durumla ilgili edindiği inanışın terapist tarafından anlaşılmaya çalışılması yöntemidir. Yönlendirilmiş Keşif Danışanın sıkıntı yaşadığı durumu ele alarak, duygu değişiminin yaşandığı anı ortaya çıkarıp bu değişimin devamında hissedilen etkileri deşifre ederek danışanı, düşünceyi keşfetmesine yönlendirme yöntemidir. En Kötü Senaryo Tekniği Danışan, yaşadığı durumla ilgili anlık düşüncesini bulamıyorsa, o an hissettiği olumsuzluk içerisinde olabilecek en kötü senaryonun ne olabileceği sorusunun sorulduğu bir tekniktir. Özellikle kaygı bozukluğu olan danışanlarda etkili olan bir yöntemdir. Aşağıdaki soruları kendimize sorarak da BDT’deki olumsuz otomatik bilişlerin neler olduğunu anlayabilmek ve çözümleyebilmek mümkün olabilmektedir. Bu düşüncenin doğru olduğunun kanıtı nedir? Olabilecek en kötü senaryo nedir ve olması halinde onunla nasıl baş edersin? Olabilecek en iyi şey nedir? Bu durumun gerçekçi sonucu nedir? Otomatik düşüncene inanmanın etkisi nedir ve düşünceni değiştirmenin etkisi ne olabilir? Eğer yakınlarınızdan biri bu otomatik düşünceye sahip olsaydı ona hangi tavsiyede bulunurdun? Beck, 2020 Bilişsel kavramsallaştırma ve tedavi planı sırası, terapist tarafından şu şekilde belirlenmektedir Olumsuz temel inançların gelişimine yol açan önemli erken yaşam olayları nelerdir? Danışanın temel inançları nelerdir? Rahatsızlığı tetikleyen olgu ne idi? Danışan, tetikleyici olaylara anlam yükledi mi? Danışanın düşünce ve davranışları, olumsuz durumun süresini nasıl etkiliyor? şeklindeki sorularla belirlenmektedir Beck, 2020 Davranış Deneyi Eşliğinde Düşüncelerin Kaydedilmesi Duygusal ve bilişsel kaçınma, bazı tepkilerin otomatikleşmesi sonucu düşünceleri perdelenen danışanlar için kullanılan bu yöntemde, danışanın sıkıntı yaşadığı anın içine girerek, o esnada hissettiklerinin not alınması istenebilir. Örneğin, yükseklik korkusu olan bir bireyin yüksek bir yere yaklaşması istenip anlık düşüncelerine ulaşılabilir. Düşünce Kaydı Tutulması Bilişsel davranışçı terapi süresi içerisinde verilen ödevlerin düzenli olarak yapılması önemlidir. Danışana, otomatik düşüncenin ne olduğunu seans içinde açıklayıp terapist tarafından verilen düşünce kayıt formuna, bkz. Tablo 1 yaşanan rahatsızlık sırasında akla ilk gelen düşüncelerin kaydedilmesinin istenmesi yöntemidir. Olumsuz Duygu Kaydı Rahatsız eden korku, üzüntü, kızgınlık gibi olumsuz duygu hissi sonrası, Tablo 1’de gösterildiği gibi kaydedilmesinin istenmesi yöntemidir. Danışan, hissedilen rahatsızlık verici duyguları en kısa sürede tabloya yazmalıdır Beck, 2020 s. 313-320. Tablo 1. Olumsuz Duygu Kaydı Tablosu Tarih-Yer Olay-Durum Düşünceler Duygu-Bedensel Tepkiler Davranışlar Rahatsızlık hissinin yaşandığı yerde zamanı not alınız. Rahatsızlık hissi veren olayı olduğu şekliyle, bireysel yorum katmadan not alınız. Olayı yaşadığınız anda aklınızdan geçenleri, kendinize neler söylediğinizi ve varsa o an hayalinizde Canlanan görüntüyü not alınız. Olay esnasında korku, kızgınlık, öfke panik, üzüntü gibi duygulardan hangisini hissettiğinizi, varsa bedensel tepkinizi ve 0-100 arasındaki şiddetini not alınız. Önceki kutulara yazdığınız duyguları hissettikten sonra olayın sonucunda ne olduğunu not alınız. Kaynak Türkçapar, 2019. Tedavi Motivasyonu Yeni bir hobi edinmek, düzenli egzersiz yapmak, yabancı dil öğrenmek, araba kullanmayı, bisiklet sürmeyi öğrenmek ve bir enstrüman çalmaya başlamak gibi çeşitli aktiviteler, bireyin kendi isteği sonucu, hayatında iyi yönde değişiklik yapma arzusu gibi nedenlerin sonucunda, uzun süreli çabayla yüksek motivasyon sayesinde edindiği tecrübelerdir. Bu aktiviteler, aile baskısı veya çevresel faktörlerin dayattığı zorunluluktan dolayı yapıldığında, istenilen başarı elde edilemez. Süreçten keyif almadan, kendisi için zaman kaybı olacağını düşünen bir bireye, bu tarz yenilikleri öğretmek mümkün olmayabilir. Psikolojinin her alanında ve bilişsel davranışçı psikoterapi tekniğinde de durum böyledir. Birey, bilişsel sürecinde edindiği, kendisine göre doğru olan fakat zamanla davranışsal bozukluklara sebep olup hayatını etkileyen olumsuz otomatik düşüncelerini, kendi isteğiyle değiştirmeye hazır olduğu zaman terapiden faydalanabilir Beck, 2020 s. 162-164. Örneğin, bağımlılıklar üzerine yapılan araştırmalarda, kendi başına, öz iradesiyle maddeyi bırakanların, tedavi sonucu dış etkenler sayesinde bırakanlara göre daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Psikoterapi yönteminin etkili olabilmesi için birey, sorununun ve rahatsızlığının farkında olup bunu değiştirmek için istekli olması ve tedaviye inanması gerekmektedir. Değişimi istemeyen birinin değişebilmesi imkânsızdır Beck, 2020 s. 164-167. Severek ve isteyerek eğitimini almış, mesleğini kalabalık topluluklar önünde icra etmesi gereken, fakat performans kaygısıyla sosyal fobi nedeniyle rahatsızlık hisseden, elinde olmayan bilişsel düşünce kalıplarından ötürü, uzun saatler üzerinde çalışıp emek verdiği çalışmasını, topluluk önünde sunamayan birey, meslek hayatını etkileyen bu sorunu fark edip çözüm odaklı ve istekli olduğunda, BDT’den olumlu sonuçlar elde edebilir Tok, 2014, s. 47. Türkiye’de Bilişsel Davranışçı Terapi 2010 yılında, psikoterapi tekniklerinin Türkiye’de uygulanarak yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği BDPD, Ankara merkezli olarak kurulmuştur. Başkanlığını Prof. Dr. Hakan Türkçapar’ın yaptığı kurum, uluslararası düzeyde, gerekli niteliklere sahip olan profesyonellerin eğitilmesi, çeşitli seminerler, kongreler, konferans ve sempozyumlar düzenleyerek ülkemizde psikoterapi kavramının gelişmesi ve tercih edilmesi yönünde çalışmalarını sürdürmektedir. Yabancı dillerde çeşitli özgün basımlar yayımlamayı ve Türkiye’yi bu alanda temsil etmeyi amaç edinerek gelişimlerini sürdüren kurum, Avrupa Bilişsel Davranışçı Terapiler Birliği’ne EABCT tam üye olarak kabul edilmiş ve eğitim programları EABCT tarafından resmen tanınarak kabul edilmiştir BDPD’nin başkanlığını sürdüren ve Türkiye’de bilişsel davranışçı yaklaşımın bilinirliğinin gelişmesi adına önemli çalışmalar yapan Prof. Dr. Hakan Türkçapar, 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıpfakültesi’ni, 1995 yılında psikiyatri öğrenimini tamamlamıştır. 1997’de uzmanlık sonrası bilişsel psikoterapi eğitimini Beck Institute for Cognitive Therapy and Research’te almıştır. 1999 yılında New York Ellis Institute’te Rational Emotive Behaviour Therapy eğitimi sonrası aynı yerde temel sertifika Primary Certificate, ardından 2008 yılında da ileri düzey sertifika Advanced Certificate aşamalarını geçmiştir. 2000 yılında Psikiyatri Doçenti, 2012’de Psikiyatri Profesörü olan Dr. Türkçapar, psikiyatrinin yanında antropoloji alanında da uzmanlaşarak 2002 yılında sosyal antropoloji alanında bilim uzmanlığını, 2009 yılında da doktorasını tamamlamıştır. 2003 yılında bilişsel terapi alanında yeterliliği değerlendiren bir akademi olan Academy of Cognitive Therapy ACT tarafından Bilişsel Terapist olarak kabul edilmiştir. Aynı yıl gerçekleştirdiği alandaki katkıları nedeniyle akademinin fellow akademi üyesi üyeliğine, 2005 yılında ise akademinin sertifikasyon kuruluna alınmıştır. Dr. Türkçapar’ın bilişsel davranışçı terapi alanında “Bilişsel Terapi Temel İlkeler ve Uygulama” 2007, “Klinik Uygulamada Bilişsel Terapi Depresyon” 2009 başlıklı iki kitabı ve yüzü aşan makalesi yayımlanmıştır. Türkçapar, 1999 yılından itibaren çeşitli merkezlerde ve kongrelerde bilişsel davranışçı terapi konusunda, alanda çalışan profesyonellere yönelik eğitim çalışmaları yapmıştır. 2005-2012 arasında Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefliği ve 2006-2011 yılları arasında Etlik İhtisas Hastanesi Psikiyatri Kliniği kurucu şefliğini yapan Dr. Türkçapar, halen Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği Başkanlığı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü başkanlığını yürütmektedir Türkçapar, 2019, İlaç kullanımının hastalar üzerinde önemli katkılar sağlaması yanında, her hastada tatmin edici sonuçlara ulaşılamaması ve ilaç kesildikten sonra, olumsuz düşünce yinelemelerinin oldukça sık olmasından ötürü psikoterapi’ye yönelen Dr. Türkçapar BDPD merkezine bağlı olarak İstanbul, İzmir, Gaziantep, Antalya gibi şehirlerde kurulan merkezlerde, profesyonellere yönelik eğitimler ve danışanlara sunulan psikoterapi teknikleri uygulanmaktadır Türkçapar, 2019, İstanbul Avrupa Janus Psikoloji İstanbul Asya Poem Psikoloji Antalya BDPD Antalya Eğitimleri İzmir BDPD İzmir Eğitimleri Gaziantep Esse Psikoloji Adana Proaktif Psikoloji BDT psikoterapi yöntemi, birçok psikolojik bozukluklar üzerinde kullanılıp başarı elde etmiş ve müzik performans kaygısı yaşayan bireylerde etkili olmuş bir yöntem olmasına rağmen, çocukluk döneminden gelen travmatik anıların tetiklenmesiyle ortaya çıkan kaygıların, daha derin problemler olması nedeniyle, etkisiz kalması durumunda kullanılabilecek duyarsızlaştırma tekniği olan “EMDR Eye Movement Desensitization and Reprocessing” yani “Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma” terapi tekniği, geçici rahatlama sağlayan çözümlere karşılık, kalıcı etkisi olabilecek bir yöntem olma özelliğini taşır. EMDR’ın bilişsel davranışçı psikoterapi yöntemi ile karşılaştırıldığı çalışmalar sırasında yapılan bazı ölçümler, EMDR’ı bilişsel davranışçı terapiye göre daha kısa sürede üstünlük gösterdiği sonuçlarla değerlendirmiştir Shapiro, 2001, s. 546. EMDR psikodinamik, bilişsel davranışçı, deneysel, bedensel ya da beden odaklı, terapist-danışan arasındaki terapötik yaklaşımı içeren bütünleştirici bir terapi olarak tasarlanmıştır ve protokolün olması gereken şekliyle uygulanması önemlidir Shapiro, 2001, s. 556.
Kişilerin kendi düşünce kalıpları üzerinde çalışarak yeni davranış yollarında etkili olan bilişsel davranışçı terapi, kısa vadeli bir terapi Davranışçı ...Bilişsel Davranışçı ...Bilişsel Davranışçı ...TümüBilişsel davranışçı terapi, bireylerin düşünce kalıpları üzerinde çalışarak yeni davranış yolları bulmalarına olanak sunabilecek kısa vadeli bir terapi yöntemidir. İnsan yaşamındaki olayların düşünme ve yorumlanma şeklini; nihayetinde nasıl hissedildiğini anlama temeline dayanır. Terapiye katılan bireyin, bu terapiden fayda sağlayabilmesi için aktif bir katılıma ihtiyacı vardır. Bilişsel davranışçı terapi; zihinsel probleme özgü, belirlenen hedefe yönelik davranışçı terapi teknikleri, diğer konuşma terapilerine göre daha kısa sürede sonuç verir. Danışan genellikle terapi sürecinin ne zaman sonlanacağını bilir ve terapinin ona katacakları hakkında fikir sahibidir. Bu bilgiler terapist ile yapılan ilk görüşmede 15 ila 20 seansta sonuca ulaşılır. Bazı özel durumlarda seans sayısı uzayabilir. Her seans 30 ila 60 dakika ve grup seansları şeklinde ve danışmanın terapist veya psikoterapist birlikte çalışmasını gerektiren ortak bir sonunda birey, kendi kendinin terapisti olduğunu öğrenir. İnsanların hisleri ve davranışları üzerinde olumlu bir etkiye sahip olan bilişsel davranışçı terapi, aynı zamanda insanları zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olabilecek stratejilerle donatılmıştır. Bilişsel davranışçı terapi, insanların olaylara verdiği anlamlara ve bu olayların kendisinden kaynaklandığı teorisine düşünceler, kişinin farklı durumlarda kendinden emin bir şekilde çalışmasını zorlaştırabilir. Terapi süresince danışanın faydasız düşüncelere bürünmemesi istenir. Bilişsel Davranışçı Terapinin Uygulandığı RahatsızlıklarBilişsel davranışçı terapi, birçok zihinsel sağlık sorununu tedavi etmek amacıyla kullanılabilir. Terapistlerin çokça tercih ettiği bir psikoterapi türüdür. Bu kadar çok uygulanmasının temel nedeni, sorunların net olarak belirlenebilmesi ve tedavi sürecinin hızlı olmasıdır. Diğer terapi çeşitlerine göre genellikle daha az seans gerektirir. Duygusal zorlukların ele alınmasında yararlı bir araç olan bilişsel davranışçının üzerinde çalışılabileceği zihinsel sağlık sorunları şunlardırDepresyonHer türlü fobiAnksiyete kaygı bozukluklarıUyku bozukluklarıObsesif kompulsif bozukluk takıntılı düşünce ve davranışMadde kullanımıBipolar bozukluklarCinsel bozukluklarŞizofreniAnoreksi ve bulimia gibi yemek yeme bozukluklarıTravma sonrası stres bozukluğuAlkol kötüye kullanımıBilişsel davranışçı terapi uzun vadeli veya kronik bazı fiziksel rahatsızlıkların tedavisinde de etkili bir yöntem olabilir. İrritabl bağırsak sendromu, fibromiyalji kronik ağrılar ile karakterize olmuş bir tür sürekli kas ağrısı, kronik yorgunluk sendromu gibi rahatsızlıklar için de uygulanabilir. Bu tür hastalıkları tam anlamıyla iyileştirmese bile; bireylerin semptomlarla nasıl daha iyi başa çıkabileceği konusunda fikir sahibi olmalarına yardımcı olur. Bilişsel Davranışçı Terapi TeknikleriBilişsel davranışçı terapi söz konusu olduğunda birçok farklı teknik, strateji ve müdahaleden bahsedilebilir. Bu tekniklerden bazıları terapist-danışan ilişkilerinde kullanılırken; bazıları bireyin kendi kendine yardım etme prensibine dayanır. Bireyin kendisine, mevcut durumuna, bulunduğu ortama veya sorunun türüne bağlı olarak bireysel veya ikili olarak uygulanabilir. Aşağıda bahsedilecek olan tekniklerin ve stratejilerin ortak noktası, bilişsel davranışçı terapinin temelleri üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Bu temeller, uyumsuz düşünceyi tanımlama ve istenen sonucu elde etmek için kasıtlı olarak özel veya stratejik davranış değişiklikleri DeneylerDavranışsal deneyler, bilişsel davranışsal terapinin temel taşıdır. Düşünmeyi test etmek ve davranışı etkileyen düşünce kalıplarını belirlemek için tasarlanmıştır. Danışanlar belirli düşünme yollarını kasıtlı olarak deneyerek ve sonuç davranışlarını gözlemleyerek, onları hedeflerine ulaşmaktan alıkoyan düşünce kalıpları hakkında daha derin farkındalık Kayıtları Düşünce kayıtları, belirli düşünce biçimlerinin; kişinin lehine veya aleyhine olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmasına olanak sunar. Danışanın, mantığa dayalı ve dengeli bir düşünme şekli oluşturmasına yardımcı olur. Ne hissettiğinin aksine; durumun ne olduğu ile AktivasyonuDavranış aktivasyonu, temelde kişinin keyif aldığı aktiviteleri gerçekleştirmesi temeline dayanır. Keyif alınan faaliyetlere kasıtlı olarak katılım sağlamak, olumsuz düşünmeyi azaltmaya yardımcı olur ve daha olumlu duyguları teşvik eder. Özellikle depresyon hastalıklarının tedavisinde etkili bir KalmaDanışanların korkuları veya fobileriyle kontrollü bir şekilde yüzleşmelerine yardımcı olmak için kullanılan güçlü bir tekniktir. Danışandan korktuğu şeye maruz kalması istenir ve bu durum onlar için muhakkak korkutucu olmaktadır. Doğru zamanda, doğru bir şekilde uygulandığında; maruz kalmanın korkuları ve fobileri azaltmada etkili olduğu kanıtlanmıştır. Sosyal fobi bilişsel davranışçı terapi yöntemlerinden maruz kalma tekniği ile büyük ölçüde kalma teknikleri iyi eğitim almış bir terapistle yapılan terapötik tedavi edici müdahalenin bir parçası olarak kullanılır. Yaygın olarak kullanılan bazı maruz kalma teknikleri şunlardırDurum Maruziyeti Bu teknikte terapist, danışanın korkulan nesnelerin veya durumların bir listesini yapmasına yardımcı olur. Danışan 0 ile 10 arasındaki bir ölçekte, her bir maddeden ne kadar rahatsız olduğunu değerlendirir. Örneğin, köpeklerden korkan bir kişi “bahçede köpek görmemek” için "0" ölçeğini, "elini yalayan bir köpek" için "10" ölçeğini kullanabilir. En az sıkıntıyla başlayarak, terapist danışanın listedeki her durum üzerinde çalışmasına yardımcı olur. Bu, maruz kalmayı kademeli olarak artırmanın ve maruz kalma sıkıntısını azaltmanın etkili bir Duyarsızlaştırma Bu teknik, korkuları gevşeme egzersizleriyle birleştirme temeline dayanır. Danışana normalde korku uyandıran durumlarda rahat kalması için stratejiler öğretilir. Yavaş yavaş korkulan nesne veya durumlara karşı olumsuz düşüncelerden gevşeme tekniği ile uzaklaşma aşılanır. Günlük KaydıGünlük tutma, düşünceler ve duygular hakkında bilgi toplamanın etkili bir yoludur. Günlük; ruh hallerini, düşünceleri, senaryoları ve tepkileri tanımlamak ve değerlendirmek için kullanılabilir. Keşfedilecek bir ruh hali, muazzam bir iç görüyü de beraberinde Yeniden YapılandırmaBilişsel çarpıtmalar olarak da ifade edilebilen bilişsel yeniden yapılandırma, bireyin herhangi bir şeyin davranış, düşünce, eylem, vb. doğru olmadığına ikna eden hatalı düşünme kalıplarıdır. Bunları çözmek için danışan, hangilerinin kendisi için mevcut olduğunu ve bu düşünme biçimlerine nasıl meydan okuyacağını öğrenmelidir. Terapistin amacı, danışanın bunu kendi başına öğrenmesine yardımcı Değerlendirmeİşlevsel bir değerlendirme aracı olan fonksiyonel değerlendirme, danışanın bir durumun nedenlerini, davranışlarını ve sonuçlarını kaydetmesine olanak tanır. Bu veriler, terapistin ve danışanın davranış kalıplarını belirmeye başlamasına izin verir. Çok çeşitli fonksiyonel değerlendirme formları vardır. Genellikle terapistler danışanlarına özel bir form ÖdeviEv ödevi, bilişsel terapi sürecinin önemli bir parçasıdır. Danışanların yeni beceriler öğrenmesine ve seanslarda öğrenilen kavramları günlük hayata entegre etmesine yardımcı olur. Tedaviye uyumu sağlar ve semptomların azalmasına katkıda ve FarkındalıkEn çok uygulanan gevşeme ve farkındalık uygulamaları aşamalı kas gevşetme, meditasyon ve derin nefes almadır. Her bir uygulama, amaçları ve içeriği bakımından birbirinden farklı kas gevşetme, derin nefes alma ve zihinsel imgeleme ile birlikte her kas grubunun sistematik olarak gerilmesini ve gevşemesini zihni temizlemeyi, o andaki his ve düşüncelere odaklanmayı, onları gözlemlemeyi nefes alma, fizyolojik olarak etkili bir gevşeme tekniğidir. Gevşeme ve farkındalık teknikleri, danışana üzücü durumlara yanıt vermesi için yeni ve farklı bir yol sunar. Bu tepki değişikliği, ebediyet döngüsünü kırabilir. Gevşeme ayrıca danışanın zihnini sakinleştirmesine yardımcı olur, böylece daha mantıklı düşünebilir. Videolar, ses kayıtları, uygulamalar ve hatta rahatlatıcı müzikler burada iyi kaynaklar TekniğiDanışana, problem çözme becerilerini öğretmek için çözülmesini istediği sorun seçilir. Tüm alternatif çözümler ele alınır ve beyin fırtınası çözümlerin artıları ve eksileri belirlenir; liste haline iyi çözüm bulunur. Hangi seçeneğin daha pratik ve cazip olduğuna karar verilir. Plan hayata işe yarayıp yaramadığına karar verilir. Rol YapmaRol yapma, bilişsel davranışçı terapide önemli bir yere sahiptir. Danışanların otomatik düşünceleri keşfetmelerine, yeni tepkiler almalarına veya temel inançları değiştirmelerine yardımcı olmak için kullanılabilir. Rol yapma, aynı zamanda girişkenlik gibi yeni sosyal becerilerin öğrenebilmesi için de yararlı bir TekniğiBasit pasta grafiğine dayanan pasta tekniği, danışanların hedeflerini ve fikirlerini grafiksel biçimde görmelerini sağlar. Pasta tekniği, hedef ve sorumluluk belirleme gibi konularda yardımcı her bir fikri veya hedefi, uygun gördüğü önem sırasına göre bölünmüş bir pasta grafiğine yerleştirilmesi sağlanır. Bu süreç, bir ev ödevinin parçası olarak veya devam eden terapist-müşteri diyaloğunun bir parçası olarak Listesi TekniğiKredi listesi tekniği, güçlü sonuçlar verebilen basit bir tekniktir. Terapiye gelen danışanlar genellikle değişebilme yeteneklerini hafife alırlar ve atmakta oldukları olumlu adımları hemen fark edemeyebilirler. Kredi listesi, müşterinin övgüyü hak ettiği olumlu şeylerden oluşan günlük bir teknik sadece danışanın ilerleme kat ettiğini görmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda terapide temel inançlarını uygularken temelde yatan olumlu inançları ve nitelikleri belirleme becerilerini de Kötü Senaryo TekniğiBu teknik bir çeşit düşünce deneyidir. Terapist, danışandan korktuğu bir durum ile ilgili senaryonun en kötü sonucunu hayal etmesini ister. Ardından sahnenin sona ermesi için teşvik eder. Endişe verici olayın ortaya çıkmasına izin vermek, danışanın en büyük korkusu geçse bile her şeyin daha iyi hale gelebileceğini görmesini Davranışçı Terapinin Olumsuz EtkileriGenellikle bilişsel davranışçı terapi uygulamalarında risklerden söz edilmez. Fakat terapiye dahil olanlar, nadiren de olsa duygusal olarak rahatsız hissedebilir. Bunun nedeni ise terapilerin bazı acı verici duyguları ve deneyimleri gün yüzüne çıkarmada etkili olmasıdır. Psikoterapist ile geçen verimli ve zorlu bir seansta danışan ağlayabilir, aşırı üzüntü duyabilir veya öfkeli hissedebilir. Bunun yanı sıra fiziksel olarak tükenmiş bilişsel davranışçı terapi teknikleri arasında ele alınan "Maruz Kalma Tekniği"nin uygulandığı kişilerde; tekniğin temeline dayanan istenmeyen durumlara maruz kalma neticesinde korkularla yüzleşmek gerekmektedir. Örneğin uçma korkusu olanların uçakla seyahat etmesi, yükseklik korkusu olanların yüksek bir noktaya çıkması veya karanlık fobisi olanların tek başına bir karanlık odada kalması gibi durumlara maruz kalınacak; akabinde kısa süreli stres ve endişe gözlenebilecektir. Fakat yetenekli bir terapistle çalışmak ve ona güvenmek; karşılaşılabilecek riskleri en aza indirecektir. Öğrenilen başa çıkma becerileri; negatif duyguların, düşüncelerin ve korkuların yönetilmesine yardımcı Davranışçı Terapi ile İlgili Sıkça Sorulan SorularDiğer terapi yöntemlerinde olduğu gibi bilişsel davranışçı terapi tekniklerinde de standart bir ücretlendirmeden söz edilemez. Her terapist, farklı fiyat politikaları uygular. Bilişsel davranışçı terapi yöntemi ile yapılan tedavilerde toplam maliyeti etkileyen yegane kriter seans sayısıdır. Ne kadar çok seansa dahil olunursa; maliyet o kadar artar. Deneyimli ve yetenekli bir terapist, danışanına en kısa sürede tedavisi mümkün olan teknikler davranışçı terapilerinde bazı standart teknikler uygulansa da seans sayısı ve seans süreleri kişiye özeldir. Ortalama bir tedavi süreci 15 ila 20 seans aralığındadır. Her bir seans 30 ila 60 dakika sürmektedir. Haftalık bazda 1 veya 2 kez seanslara katılım sağlanmaktadır. Sonuç olarak tedavi süreci kişinin zihinsel koşullarına ve terapistin yeteneğine göre değişkenlik konuşma terapilerine nazaran daha kısa sürede etkisini gösterebilecek bir terapi türüdür. Tıbbi tedavilerin tek başına yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan yardımcı bir tedavi olarak da uygulanabilmektedir. Tedavinin sona ermesinden sonra bile günlük hayatta kullanılabilecek yararlı ve pratik bazı stratejilerin öğrenilmesini davranışçı terapilerinden fayda sağlamak için kişi tam anlamıyla kendisini bu sürece adamalıdır. Dolayısıyla kişinin gerçek hayatta bazı rutin işlerinde aksama yaşamasına neden olabilir. Bu terapi türünde kişiler duyguları ve endişeleri ile yüzleşmektedir. Bu da ilk seanslarda duygusal olarak bazı sorunların ortaya çıkmasını beraberinde getirebilir. Bazı eleştirmenler, bilişsel davranışçı terapinin belirli zihinsel problemleri ele alış biçiminden dolayı; sağlık problemlerinin olası temel nedenlerine odaklanmadığını iddia davranışçı terapinin bazı zihinsel problemlerin çözümünde etkinliğinin artırılması için ilaç kullanımı önerilebilmektedir. Fakat bu standart bir prosedür değildir. İlaç kullanımının artıları ve eksileri terapist-danışan arasında tartışılır. Uygun görülen durumlarda ilaç kullanımına başlanabilir. Danışan halihazırda ilaç kullanıyorsa, bilişsel davranışçı terapi ile koordine edilebilir.
Terapi yöntemleri farklı psikoterapi metotlarını / okullarını bir çatı altında toplayan şemsiye bir kavramdır. Psikoterapistler farklı psikoterapi kuramlarını benimseyerek onlara bağlı kalırlar çalışmalarında. Psikoterapistlerin adapte ettikleri terapi yöntemi onlar için bir yol haritası gibidir. Danışanlarını anlamaya ve onların problemlerine çözümler üretebilecekleri bir ortam oluşturmaya çalışırken onlara yol gösterir uyguladıkları kuram. *** Terapi yöntemleri psychotherapy approaches yerine psikoterapi yöntemleri, psikoterapi yaklaşımları ya da psikoterapi kuramları terimleri de sıklıkla kullanılır. Psikolojik danışmanların danışma kuramları, psikologların psikoloji kuramları dediklerine de şahit olmuşsunuzdur. Değişik psikoterapi yöntemlerini farklı yapan nedir? Terapi yöntemlerini birbirinden ayırırken şunlara bakmakda yarar görüyorum Kişilik gelişimi modeli Çocuk gelişimi modeli, farklı evreler… Psikopatolojinin nasıl oluştuğunu gösteren teorileri Yanlış öğrenme, travmalar, kötü çevre, büyümenin engellerle karşılaşması… Bu teorilerin ışığında danışanın psikolojik hastalıklarını, problemlerini nasıl çözümleyebileceklerine dair stratejileri bulunur. Örnek Psikodinamik yaklaşıma göre bilinç dışına itilen çatışmalar duygusal problemlere sebep olabilirler. Bilinç dışındaki materyalin, bilinç üstüne çıkartılmasıyla danışan farkındalık kazanır. Sonrasında bu materyal ile çalışılarak danışana daha yapıcı baş etme yöntemleri geliştirdikten sonra ancak üstesinden gelinebilir duygusal sorunların. Maalesef bazen psikodinamik yaklaşım yanlış anlaşılabiliyor. Sadece bilinç dışını bilinçli hale getirmekle sorunların üstesinden gelineceğini iddia etmiyor psikodinamik yaklaşım. Danışanın bunları çalışıp entegre etmesi de gerekiyor. Terapi yöntemlerini nasıl kategorize ederiz? Terapi yöntemleri farklı şekillerde kategorize edilmiştir. Birçok kaynakda bu konu hakkında farklı önermeler bulunur. İlk üç terapi yaklaşımı hakkında büyük bir fikir birliği bulunmakla birlikte diğerleri hakkında tartışmalar yaşanmaktadır Bilişsel Davranışçı Terapi BDT Psikodinamik Yaklaşım Psikanalitik yaklaşım Hümanistik Yaklaşım Hümanistik / Varoluşçu / Transpersonal yaklaşım Sistemik Aile Terapisi Sistemik Terapi 1 Terapi yöntemleri – Bilişsel davranışçı terapi Bu yaklaşıma ait başlıca terapi metodları şunlardır Davranışçı terapi Radikal davranışçı da denmektedir. Bilişsel davranışçı terapi Akılcı Duygusalcı Davranışçı Terapi Albert Ellis Diyalektik Davranış Terapisi Marsha Linehan Ahlaki düzenleme terapisi -Moral Reconation Therapy- Gregory Little ve Kenneth Robinson Farkındalık Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi Şema Terapi Kabul ve Kararlılık Terapisi Steven C. Hayes … Davranışçı kuram nedir? Davranışçı kuramın temelleri Pavlov’un, Watson’ın ve Skinner’ın yapmış olduğu koşullanma deneylerine dayanmaktadır. – Davranışçı terapi nedir? Davranışçı terapi insanın davranışlarını incelemeyi merkezine alır. İnsanların duygu ve düşüncelerini değiştirebilmenin, ancak onların davranışlarını değiştirerek olabileceğine inanan bir terapi çeşididir. – Davranışçı terapinin kullandığı teknikler Kendi kendini gözlemleme Pekiştireç kullanımı Yeni aktivitelerin programlanması Rol oynama Maruz kalma Maruz kalma ve tepki önleme … Davranışçı terapi zamanla bilişsel psikoloji ile birleşerek bilişsel davranışçı terapiyi BDT meydana getirmiştir. Bilişsel davranışçı terapi nedir? Bilişsel davranışçı yaklaşım geçirilen psikolojik rahatsızlıkların temelinde olaylara bakış açımızın yani düşüncelerimizin olduğu görüşündedir. Bu nedenle sahip olduğumuz negatif düşüncelerin yerini pozitif olanların almasını amaçlar. Düşüncelerimizi olumlu hale dönüştürerek, duygu ve davranışlarımızı değiştirmeyi hedefler. Bilişsel davranışçı terapi teknikleri nelerdir? Bilişsel davranışçı yaklaşım psikolojik rahatsızlıkların üstesinden gelebilmek için olumsuz temel düşünceleri ortadan kaldırabilecek olan psikoterapi teknikleri uygulanır. Bu tekniklerden bazıları şunlardır Günlük tutmak Sahip olunan negatif düşünceleri sorgulamak Rahatlatıcı egzersizler yapmak Maruz kalma terapisi … 3. Kuşak bilişsel davranışçı terapi Bilişsel davranışçı terapi son olarak 90’lardan itibaren 3. Kuşak BDT de denilen bir dizi terapi metodu gündeme geldi. Bazen 3. kuşak BDT yalnızca farkındalık temelli BDT olarak da algılanabilir. Bu terapi okulu özellikle stresle baş etmekte güçlük çeken hastalara önerilir. Farkındalık odaklı BDT’nin kullandığı başlıca teknikler şunlardır Şimdiki zamana odaklanmak farkındalık Meditasyon Vücut taraması Yoga ve nefes egzersizleri… Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımın hangi danışanlar için daha uygun olduğu iddia edilir? Farklı terapi yöntemleri değişik hasta grupları ile uygulandığında daha başarılı sonuçlar verebileceği iddia edilir. Bilişsel davranışçı yaklaşımın şu danışan gruplarına faydalı olduğu iddia edilmektedir Depresyon, anksiyete, fobiler, bağımlılıklar… Bilişsel davranışçı terapi hangi danışanlar için önerilmez? Terapi yöntemleri arasında bilişsel davranış terapi şu danışan gruplarına önerilmemektedir Ağır travma geçirmiş, kendisini ifade etmekte güçlük çeken ve varoluşsal krizler geçiren danışanlar. Bu önermelere tüm uzmanlar katılmamaktadır. Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımına yöneltilen eleştiriler nelerdir? Bilişsel davranışçı yaklaşım diğer terapi yöntemlerinin yoğun eleştirilerinin odağında olmuştur. Psikodinamik terapiler bilişsel davranışçı yaklaşımın problemleri yüzeysel olarak çözdüğünü iddia etmektedir. Psikodinamik temelleri korunan problemlerin başka bir zaman tekrarlayacağını ya da farklı bir şekilde kendisini göstereceğini düşünürler. Hümanist yaklaşımı savunan terapistler bilişsel davranışçı yaklaşımı çok mekanik bulmaktadır. İnsanın potansiyelini ve özgür iradesini göz ardı ettiği görüşündedirler. 2 Terapi yöntemleri – Psikodinamik yaklaşım Psikodinamik yaklaşım 20. yüzyılın başlarında Sigmund Freud ve arkadaşlarının öncülüğüyle kurulmuştur. Psikodinamik yaklaşıma bağlı terapi metodlarının eğitimleri oldukça yoğun olur. Terapi yöntemleri arasında en fazla öz farkındalık eğitimi / bireysel analiz süreci gerektiren psikodinamik yaklaşımdır. Psikanaliz psikoterapiden öte bir araştırma metodu olarak da kullanılır. Psikodinamik yaklaşımı temsil eden psikoterapi okulları nelerdir? Ayrılıkların yüzeye çıkmaya başladığı psikodinamik kuram içerisinden birçok farklı psikoterapi okulu ortaya çıkmıştır. Bunların başlıca olanları şunlardır Alfred Adler – Bireysel Psikolojisi Carl Jung – Analitik Psikolojisi Heinz Kohut – Benlik Psikolojisi Lacan Psikanalizi Harry Stack Sullivan – Kişilerarası Psikanaliz … Psikodinamik yaklaşımın amaçları nelerdir? Danışanın şikayetleri ve arzuları psikoterapide amacı büyük ölçüde belirler. Kısmen terapi yöntemleri de buna yön verir. Zira terapi yöntemlerinin psikopatolojinin ve problemlerin nasıl oluştuğuna ve çözümlenmesi gerektiğine dair önerileri bulunur. Psikodinamik yaklaşımın amaçları arasında bilinç dışına ulaşıp, iç çatışmaları bilinç yüzeyine çıkartmak başta gelir. Psikodinamik yaklaşımda kullanılan teknikler nelerdir? Serbest çağrışım Aktarım ve karşı aktarım Rüya analizi Dil sürçmeleri Tematik algı testleri … Psikodinamik yaklaşımda neden divana uzanılır? Birçok insan terapi yöntemleri arasında psikodinamik yaklaşım denilince, gözlerinin önüne kanepeye uzanan danışan görüntüsü gelir. Kanepeye uzanan bireylerin savunma mekanizmaları hafifler. Rüya haline benzer bir hal içine girerler, duygularına, hayallerine, korkularına daha yakın olurlar. Psikodinamik terapi süreci kadar sürer? Terapi yöntemleri arasında en uzun süren psikoterapi yaklaşımı psikodinamik yaklaşımdır. Haftada beş defaya kadar yoğun sıklıkta ve uzun yıllar boyunca devam edebilir. Terapi sürecinde danışanın iç dünyasıyla kontak kurabilmesi için gerekli olan süre kendisine verilir. Analistin danışanına geri bildirim verirken bunu doğru zamanda yapması önemlidir. Psikodinamik yaklaşım hangi danışanlar için uygundur? Değişik terapi yöntemleri farklı danışan grupları için faydalı olabilir. Psikodinamik yaklaşım özellikle şu durumlardaki danışanlara önerilir Uzun süredir var ola gelen problemlerini etkin bir şekilde çözmek isteyenler. Yaşamlarına anlam vermek, fobi, takıntı, kişilik problemi gibi sorunlarının üstesinden gelmek isteyen bireyler. Psikodinamik yaklaşıma bağlı terapiler nevrozlu danışanlara önerilirken, psikozlu hastaların uzak durması istenmektedir. Bunun dışında farklı kültür ve sosyo-ekonomik tabakalardan gelen insanlara uygulanırken güçlükler yaşanabileceği iddia edilmektedir. Psikodinamik yaklaşıma yöneltilen eleştiriler nelerdir? Psikodinamik yaklaşım diğer terapi yöntemlerinden farklı eleştiriler de alır. Bunlar arasında en önemlileri uzun oluşu, çok yüksek bir maliyet getirişi ve cinselliğe aşırı vurgu yapmasıdır. Psikodinamik psikoterapi nedir? Psikodinamik psikoterapi psikanaliz kadar yoğun olmayan bir terapi uygulamasıdır. Psikanalizle aynı prensiplere sahip olan psikodinamik psikoterapi sürecinde daha az seans uygulaması yapılır. Psikodinamik psikoterapi psikanalizden daha çok güncel problemlerle çalışır. Daha az iç çatışmalara yoğunlaşır. 3 Terapi yöntemleri– Hümanist yaklaşım Maslow’un deyimiyle devrim niteliğinde iddialarla psikodinamik yaklaşıma ve bilişsel davranışçı terapiye tepki olarak ortaya çıktı hümanist yaklaşım. Hümanizm felsefesi ve hümanist psikoloji temeline dayanır. Hümanist yaklaşım kurucuları. Carl Rogers, Abraham Maslow, Virgina Satir, Rollo May gibi önemli isimler rol oynadı Hümanistik psikolojinin ve terapinin gelişiminde. Hümanist yaklaşım kuruluşu. 1940 ve 1950 yıllarında ilk olarak yazılan eserlerle tanıtıldı. Maslow “psikolojide üçüncü akım” olarak nitelendirdi hümanist yaklaşımı. Hümanistik Psikoloji Derneği, Hümanistik Psikoloji Dergisinin kurulması ve öncüleri olan Maslow ve Rogers’in sırayla Amerikan Psikoloji Derneğine APA’ya başkanlık yapmasıyla birlikte 1960’larda hümanist yaklaşıma olan ilgi arttı. Varoluşçu terapi. Birçokları hümanist ve varoluşsal yaklaşımı bir arada anar. Bireylerin sahip oldukları potansiyele ve kabullenici ortamın insanlara verdiği büyüme şansına olan inancın önemini vurgulamaktadır iki yaklaşımda. Hümanist yaklaşım çatısı altında ki en önemli psikoterapi metotları kişi merkezli terapi, gestalt terapi, varoluşçu terapiler, transpersonal psikoterapi, psikodrama ve duygu odaklı terapidir. 4 Terapi yöntemleri – Sistemik aile terapisi Sistemik aile terapisi yerine aile sistemleri terapisi ya da sistemik terapi de denmektedir. Sistemik psikoterapinin kuruluşunda aile terapisi alanındaki gelişmeler, postmodern ve sistem teorileri etkili olmuştur. Terapi yöntemleri arasında insanlar arası ilişkilere en çok önem veren sistemik aile terapisidir. Problemlerin kökenine, ya da bir bireyin davranışlarından ziyade sisteme ve ilişkilere odaklanılır. Sistemik psikoterapiye göre psikolojik teşhis koyarak problemlere yoğunlaşmak yerine, bireylerin kaynaklarına ve çözüm yollarının araştırılmasına yoğunlaşmak gerekmektedir. Sistemik psikoterapi ile yalnızca aile terapisi ya da evlilik terapisi hizmetleri sunulmaz. Bireysel terapi, çocuk terapisi ve grup terapisi uygulamaları da yapılmaktadır. Fakat bireysel terapide de kişinin ailesi ve diğer sistemlerle olan ilişkilerine önem verilir. Sistemik psikoterapinin amacı aile bireylerine destek olarak, aile üyelerinin birbirlerine yardımcı olmalarına yardımcı olmaktır. Sistemik aile terapisi yaklaşımına bağlı farklı terapi metodları nelerdir? Salvador Münunchin – Yapısal Aile Terapisi Haley ve Selvini Palazzo – Stratejik Aile Terapisi Virginia Satir – Yaşantısal Aile Terapisi Michael White & David Epson – Öyküsel Terapisi Steve De Shazer – Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi* Özellikle Almanca konuşulan ülkelerde çözüm odaklı terapi sistemik aile terapistlerinin eğitimde büyük yer taşır. Fakat ABD kökenli uzmanlar farklı görüşler öne sürmektedir. Sistemik aile terapisinin amaçları nelerdir? Aile bireyleri arasındaki ilişkileri geliştirmek. Aile bireylerinden tamamının ya da bir kısmının problemlerinin çözümüne yardımcı olmak. Faydasız etkileşim şekillerinden kurtulmak. Kişilerin kaynaklarını daha etkili bir şekilde kullanmaları. Sistemik aile terapisinde ne kadar sürer? Terapi yöntemleri arasında en kısa sürede tamamlanan psikoterapi metotlarından birisidir sistemik aile terapisi. Ortalama sekiz saatte tamamlanabilecek olan sistemik psikoterapi seansları haftada bir ya da iki haftada bir düzenlenir. Aileyle çalışılırken tüm aileye uygun bir vakit bulmak daha güç olur. Aile terapisi seansları sıklıkla iki haftada bir düzenlenir. Sistemik aile terapisine uygun olan danışanlar Değişik terapi yöntemleri ile farklı danışan grupları ile çalışıldığında daha faydalı sonuçlar alınabilir. Sistemik aile terapisi özellikle ağır psikolojik sorunlar yaşayan hastaların aileleriye işbirliği sağlama ve destek olunması noktasında etkilidir. Bunun dışında sistemik psikoterapinin yardımcı olabileceği durumlardan bazıları şunlardır. Kronik hastalıklar Psikosomatik problemler Madde bağımlılığı Aile çatışmaları Eş anlaşmazlıkları Çocukların okulla ilgili problemleri Travmatik olaylar Göç gibi farklı nedenlerle aile yapısının sarsıldığı durumlar Sistemik aile terapisinin avantajları nelerdir? Terapi yöntemleri arasında sistemik aile terapisinin sunduğu avantajlardan bazıları şunlardır Sadece problemlerin üstesinden gelmeyi değil bu süreçte aile bağlarını da kuvvetlendirmeyi hedefler Problemlere değil çözüme odaklanır Psikolojik hastalık damgası vurulmasına karşıdır. Bireyin zayıf noktalarından ziyade güçlü özelliklerine yoğunlaşır. Terapi yöntemlerinin hangisi daha etkilidir? Farklı yollar izleyen tüm terapi yöntemleri etkilidir. Psikoterapi yöntemleri arasındaki rekabet nedeniyle hangisinin daha etkili olduğu üzerine birçok psikoterapide etkinlik araştırması yapılmıştır. Terapi yöntemleri arasındaki bu yarış Alice Harikalar Diyarında ki Dodo kuşunun önerdiği Caucus yarışına benzetilir Rosenzweig, 1926. Bütün yarışmacılar istedikleri vakitte, farklı yönlere doğru hareket ederler. Yarışın sonunda hepsi şampiyon ilan edilir. Birbirinden oldukça farklı gibi görünen terapi modellerinin farklılıkları değil, ortak noktaları onları başarıya götürür Frank, 1973. Psikoterapi yöntemlerini başarılı yapan onları farklı kılan yönleri değil, ortak özellikleridir. Toplamda kaç tane terapi yöntemi bulunur? Terapi yöntemlerinin sayısı hakkında farklı görüşler bulunuyor. Çünkü birçok yeni kurulan psikoterapi okulu, ya da psikoterapi tekniği bir terapi metodu olmaktan öte, yeni bir terapi yöntemi olduğunu savunur. Bu çoğu zaman söz konusu olan terapi metoduna bağlı olmayan uzmanlar tarafından eleştirilir. Dört yüzün üzerinde psikoterapi metodunun olduğu düşünülür. Örneğin; kişi merkezli terapi, gestalt terapi, psikodrama vb. Yüzlerce terapi metodunu farklı kategoriler altında bütünleştirmek oldukça güçtür. Psikoterapi yöntemlerinin ilk üçü hakkında az çok mutabakat sağlanmıştır. Bunlar; 1 Psikodinamik yaklaşım; 2 Bilişsel davranışçı yaklaşım; 3 Hümanistik-varoluşçu yaklaşım. Terapi yöntemlerinde bu üç yaklaşımın ardından birçok terapi metodu dördüncü yaklaşım olduklarını ilan ettiler. Bunlar arasında feminist terapi, nöropsikoterapi, varoluşsal terapi ve sistemik psikoterapi gibi metotlar yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi sistemik terapi yaklaşımıdır. Terapi okulları arasında hangilerinin bir terapi yöntemi olduğu tartışması belli ki uzun yıllar sürecek. Neden bu kadar çok terapi yöntemi var? Psikoterapi metodlarının sayısının bu kadar çok olmasının sebeplerinden biri belki de insanların birbirinden çok farklı oluşu olarak açıklanabilir. Bu iyimser görüşün aksine, bu sayının çokluğunu daha kritik bir şekilde değerlendirenler de var. Bunun psikoterapi sahasında yeni kahramanlar yarattığını, ekonomik nedenlerden kaynaklandığını iddia ederler. Ve yine farklı bir görüş ise aslında bu terapi metodlarının birbirinden çok farklı olmadığı, aynı ürünü farklı ambalajlarda öne sürdükleridir. Elbette psikoterapi metodu içinde çıkan çatışmalar sonrasında, yeni bir psikoterapi metodu da ortaya çıkabilir. Psikoterapi metodları temel terapi yöntemlerinin çatısı altında toplanabilir. Fakat birçok psikoterapi metodu farklı terapi yöntemlerinin özelliklerine sahip olduklarını, eklektik olduklarını iddia ederler. Terapi yöntemlerine bağlı terapi metodları Hangi psikoterapi metodunun hangi terapi yöntemine bağlı olduğunu saptamak oldukça güçtür. Gelmiş olduğumuz noktada dört yüzden fazla psikoterapi metodunun varlığından bahsediliyor. Elbetteki tüm bu psikoterapi metodları aynı etkiye sahip değiller. Bir psikoterapi metodunun sahip olması gereken minimum kriterleri belirleyen organizasyonlarda bulunmaktadır. Örneğin; Avrupa Psikoterapi Derneği başvuruda bulunan psikoterapi metodlarını inceleyerek onay verir. Şu ana kadar başvurup onay alan yaklaşık 30 tane psikoterapi metodu bulunuyor. Terapi yöntemleri hakkındaki bu yazı önümüzdeki günlerde güncellenecektir. Terapi yöntemleri hakkında araştırma yapan insanlar için paylaşmak istedikleriniz varsa lütfen iletişim kutusuna yazın.
Bilişsel Terapi temel ilkeleri; Hasta ve hastanın problemleri bilişsel kavramlar ile formüle edilmektedirTerapist ve hastanın aktif katılımı bilişsel terapi için terapi probleme odaklanmaktadır. Aynı zamanda amaca terapide odak “şimdiki zaman“ terapi eğiticidir ve hastaya kendi terapisti olması öğretilmektedir. Bu sayede hastalığın tekrarlanması önlenmeye terapi kısa süreli olur zaman terapi seansları terapi hastaya işlevsel olmayan düşünce ve inançlarını tanıyıp değerlendirmesini terapide birçok teknik kullanılır. Dündar Can Öztekin Mersin Üniversitesi-Psikoloji Bölümü'nden 2020 yılında mezun oldum. Covid-19 döneminde yaygınlaşan "Online Terapi" yöntemi ile psikolojik danışma vermeye devam etmekteyim. Mersin Üniversitesi- Psikoloji Lisans 2016-2020 Çağ Üniversitesi- Psikoloji Yüksek Lisans 2021-... Çağ Üniversitesi- Hukuk Fakültesi 2021-...
bilişsel davranışçı terapi teknikleri nelerdir